Deniz Özgür, depremin izlerini sürmek ve olası riskleri anlamak için MTA’nın sunduğu dijital imkânlara değindi. Depremlerin konumunu ve aktif fay hatlarını görmenin en güvenilir yollarından birinin, MTA (Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü) tarafından hazırlanan “Yer Bilimleri Harita Görüntüleyici” olduğunu ifade eden Özgür, sistemin kullanımını şu sözlerle özetledi:
“Depremin nerede olduğunu ve hangi faylar üzerinde gerçekleştiğini görmenin en iyi yollarından biri Yer Bilimleri Harita Görüntüleyici’dir. Buradan son 24 saatte meydana gelen depremleri açtığınızda, sarı noktalar hâlinde görebilirsiniz. Yani evinizin altından bir fay geçip geçmediğini bu siteyi kullanarak görebilir ve öğrenebilirsiniz.”
Bölgenin jeolojik yapısına da değinen Özgür, bulundukları alanın bir graben (çöküntü alanı) olduğunu belirtti. Bu yapının hem güneyden hem de kuzeydoğudan faylarla çevrili olduğunu ifade eden uzman, fay tiplerinin yıkıcılık ve hissedilme alanı üzerindeki farklarını şu şekilde açıkladı:
“Transform faylara, yani doğrultu atımlı faylara göre etki alanı çok daha dar olur. Transform fayları nerede gördük? 6 Şubat depremini hatırlarsınız. 17 Ağustos depremini de duymuşsunuzdur. Bu depremlerde doğrultu atımlı faylar etkiliydi. Bu yüzden çok geniş alanlarda etkili oldular ve geniş bölgelerde hissedildiler. Ancak normal faylar çok daha bölgesel bir etki yaratır.”