Kamera açılıyor, yapay zeka çevresini görüyor, şaka yapıyor, hatta ses tonundaki vurgularla "duygulanmış" gibi yapıyor. Ancak o videonun parıltılı piksellerinin arkasında, insanlığın bugünlerde görmezden geldiği devasa bir ekolojik yıkım gizli: Dijital Obezite ve Kontrolsüz Enerji Tüketimi.
Videoda da vurgulandığı üzere; sırf "meraktan" ya da eğlence olsun diye yapay zekayı meşgul ettiğimiz her an, dünyanın öbür ucundaki veri merkezlerinde binlerce işlemci (GPU) tam kapasiteyle dönmeye başlıyor. Bu işlemcilerin ısınması demek, sadece elektrik faturası değil, aynı zamanda bu devasa makineleri soğutmak için milyonlarca litre tatlı suyun buharlaşması demek.
Bir köşe yazarı olarak verilerle konuşmak gerekirse, karşımızdaki tablo bir teknolojik devrimden ziyade bir iklim krizine benziyor. 2025 sonu itibarıyla yapay zeka sektörünün yıllık bilançosu dudak uçuklatıyor:
Su Tüketimi: Yıllık yaklaşık 765 milyar litre. Bu miktar, tüm dünyanın bir yıllık şişelenmiş su talebinden bile fazla.
Enerji Tüketimi: Yaklaşık 23 gigawatt sürekli güç. Bu, koca bir New York şehrini veya milyonlarca haneyi besleyecek kadar enerji demek.
Kişisel Maliyet: Yapay zekaya sorduğunuz her 20 ila 50 soru, doğadan yarım litre suyun yok olması anlamına geliyor.
Teknoloji devleri bize bu araçları "sınırsız bir konfor" gibi pazarlıyor. Ancak her "merhaba"mızın, her "bugün ne giysem?" sorumuzun bir karbon ayak izi var. Bir gazeteci olarak sormak zorundayım: Gelecek nesillerin su kaynaklarını, bugün sadece tembelliğimizden sorduğumuz sorular için feda etmeye hakkımız var mı?
Yapay zekayı reddetmek çözüm değil; ancak onu sorumlu kullanmak bir zorunluluktur. Basit bir Google aramasıyla ulaşabileceğimiz bir bilgi için devasa işlem gücü gerektiren yapay zekayı ayağa kaldırmak, ekmek almaya lüks bir jip ile gitmekten farksızdır.
Şeffaflık Şart
Yapay zeka şirketleri artık sadece "yeteneklerini" değil, "maliyetlerini" de şeffaf bir şekilde paylaşmalıdır. Kullanıcı olarak bizler de "dijital konfor" ile "doğa" arasında bir seçim yapmak zorunda olduğumuzu anlamalıyız.
Unutmayın; ekranınızdaki o akıllı asistanın verdiği her "cool" cevabın arkasında, ısınan bir dünya ve kuruyan su kaynakları var. Bir sonraki sorunuzu sormadan önce durun ve düşünün: Bu cevap gerçekten bu bedele değer mi?