Mutfaktaki Değil, Masadaki Güç: Pınar Gören ve "Tek" Olmanın Sorumluluğu

Türkiye’de esnaf olmak zordur. Hele ki her gün değişen maliyetler, personel sıkıntıları ve bitmek bilmeyen denetimlerle boğuşan bir lokantacıysanız işiniz iki kat daha zordur.

Abone Ol

Ancak tüm bu hengamenin içinde, Akhisar’dan yükselen bir ses, bize sadece ticaretin değil, temsilin de renginin değişebileceğini kanıtlıyor: Pınar Gören, ​geçtiğimiz günlerde güven tazeleyerek yeniden Akhisar Lokantacılar, Köfteciler ve Tatlıcılar Odası Başkanı seçilen Gören, bir unvanı gururla taşıyor; Türkiye’nin ilk ve tek kadın Lokantacılar Odası Başkanı.

​Aslında bu cümle üzerine biraz düşünmek gerek. Binlerce yıllık mutfak kültürüne sahip, evlerde tencerelerin başında kadınların olduğu bir ülkede, nasıl oluyor da lokantacı esnafını temsil eden yüzlerce oda arasında sadece "bir" kadın başkan bulunuyor?

Pınar Gören’in başarısı, sadece bir seçim galibiyeti değil; aynı zamanda bir cam tavanın kırılmasıdır. ​Gören’i sadece "kadın başkan" etiketiyle sınırlandırmak ise onun emeğine haksızlık olur. Sahada esnafın sorunlarını dile getirirken gösterdiği direnç, TESK bünyesindeki aktif rolü ve Akhisar’ın o meşhur köftesini, tatlısını bir marka değeri olarak koruma çabası, onun neden üst üste üç dönemdir o koltukta oturduğunu açıklıyor.

Esnaf, kendisine "abla", "kardeş" ya da "başkan" derken, aslında onun cinsiyetine değil, çözüm üretme yeteneğine oy veriyor. ​Kadınların iş gücüne katılımının sıkça tartışıldığı bugünlerde, Gören’in Akhisar’dan verdiği mesaj net: "Mutfakta vardık, artık masada ve karar mekanizmalarında da varız."

​Onun bu "tek"lik unvanı, bir yandan büyük bir gurur, diğer yandan ise Türkiye’deki diğer meslek odaları için bir özeleştiri niteliğinde. Dileğimiz, bir sonraki seçim dönemlerinde Pınar Gören’in "tek" olarak kalmaması, açtığı bu yoldan başka kadın liderlerin de geçmesidir.

​Çünkü biliyoruz ki, bir kadının eli değdiğinde sadece o oda değil, o şehrin esnaf kültürü de güzelleşiyor.