MANİSA

Manisalı Doktor Fahrettin Er, Koca Seyit’in torunuyla bir araya geldi

Çanakkale Savaşları’nın seyrini tek başına değiştiren, 276 kilogramlık mermiyi sırtında taşıyarak tarihe kazıyan efsane kahraman Seyit Onbaşı’nın mirası, Manisa sokaklarında yaşıyor.

Abone Ol

Manisalı Fahrettin Er’in bir yardım talebiyle başlayan tesadüf, sadece bir gücü değil, bir neslin genetik mirasını ve vakur duruşunu gün yüzüne çıkardı. Olay, Manisa’da Terzi Ahmet Dede Türbesi yakınlarında yaşandı. Fahrettin Er, yaban hayvanlarını beslemek amacıyla Sipil Dağı’na götürmek istediği bir mermer bangoyu arabasına yüklemek için yoldan geçen bir beyefendiden yardım istedi.

"Hocam şunun ucundan tutar mısınız? Çok ağır, arabaya yükleyelim dedim. Beyefendi aldı tek başına o koskocaman mermer bangoyu arabaya bir kuş tüyü gibi koydu. Bende zaman bitti, mekan bitti, kelimeler bitti."

Şaşkınlık içerisinde bu gücün kaynağını merak eden Fahrettin Er, "Siz kimsiniz?" diye sorduğunda aldığı cevap karşısında donakaldı: "Ben Koca Seyit’in torunuyum." O ismin, emekli öğretmen Cihan Demirbaş olduğu ortaya çıktı.

Bir mermiyle değil, bir milletin yüreğiyle yazılan Çanakkale Destanı’nın en önemli simgelerinden olan Seyit Onbaşı’nın torunu Cihan Demirbaş, dedesinin vakur duruşunu bugün Manisa sokaklarında temsil etmeye devam ediyor. Fahrettin Er, bu anlamlı karşılaşmayı şu sözlerle devam ettirdi:

Fahrettin Er, "Çanakkale Savaşı'nın kaderini değiştiren, dolayısıyla milletimizin kaderini değiştiren bir adamın torunuyla yan yanayım. Bir günManisa'da Terzi Ahmet Dede Türbesi'nin yanında bir ev tadilatından koskocaman bir mermer bango çıkarmışlar. Ben de onu alıp Sipil Dağı'na götürmek için arabamı yanaştırdım.

Çünkü dağda yaban hayvanları beslensin diye bu tip şeyler koyup içine zaman zaman lokantalardan artık ekmek ve yemekleri götürdüğümü herkes biliyor. Beyefendiden yardım istedim. Hocam şunun ucundan tutar mısınız? Çok ağır, arabaya yükleyelim dedim.

"Ben Koca Seyit'in torunuyum"

Hocam, beyefendi aldı tek başına o koskocaman mermer bangoyu arabaya bir kuş tüyü gibi koydu. Bende zaman bitti, mekan bitti, kelimeler bitti. Sadece şunu sorabildim. Siz kimsiniz dedim. Ben Koca Seyit'in torunuyum. Ded.

Kendisi emekli öğretmen Cihan Demirbaş. Manisa'da öğretmenlik yapıyor. Benimle aynı sokakta oturuyormuş üstelik. Şimdiye kadar tanımadığım için kendime hayıflandım. Onun için bütün Manisallara, bütün Türkiye'ye onu tanıtmak istedim.

Bana dedi ki bizim köyde bütün kadın, erkek, çoluk, çocuk, yaşlısı böyle güçlü, kuvvetlidir, pazuludur. Tuttuğunu koparır. Yüklü eşeği çamurdan kucaklar çıkarır. Ben de dedim ki genetikçiler ne güne duruyor? O köyde derhal bir genetik araştırma yapmak lazım değil mi?

Bir mermiyle değil, bir milletin yüreğiyle yazılmış bir destan. Çanakkale’de 276 kiloluk mermiyi sırtlayıp tarihin akışını değiştiren kahramanımız Seyit Onbaşı’nın torunuyla bir aradayız. Seyit Onbaşı, Çanakkale’de yalnızca bir zırhlıyı değil, “bu topraklar geçilmez” hükmünü de tarihe kazıdı. Bugün torununun gözlerinde o günün vakur duruşunu görmek mümkün. Saygıyla. Minnetle. Rahmetle."