Başkan Yalvaç, kuru ve sofralık üzüm başta olmak üzere birçok tarımsal üründe ciddi kayıplar yaşandığını vurgulayarak, “Bu yıl sadece üzüm değil; zeytin, kayısı, kiraz, badem ve cevizde de ağır zararlar gördük” dedi.
Don felaketi üretimi vurdu
2025 yılında Manisa genelinde Mart ve Nisan aylarında yaşanan don olaylarının bağlarda yüzde 60–70 oranında zarara yol açtığını belirten Yalvaç, “Manisa’da normalde 350 bin ton civarında kuru üzüm rekoltesi beklerken bu rakam 140 bin tonlara kadar düştü. Don vuran bağlar kendini toparlayamadı, kalite de ciddi şekilde geriledi” ifadelerini kullandı.
Ürün azaldı ama fiyat artmadı
Üretimin düşmesine rağmen fiyatların artmadığını dile getiren Yalvaç, “Üç yıldır kuru üzüm fiyatları neredeyse aynı. Oysa elektrik, mazot, gübre, ilaç gibi girdiler yüzde 60–70 oranında arttı. Çiftçinin maliyeti katlandı ama ürünü aynı fiyata satıldı” dedi.
TMO’nun alıma geç başlamasının piyasayı olumsuz etkilediğini söyleyen Yalvaç, “TMO geç açıldığı için tüccar üzümü 85–90 TL bandında aldı. Sonrasında TMO devreye girince fiyat 110–115 TL seviyelerine çıktı ama ürün zaten çok azdı” diye konuştu.
Sofralık üzümde ihracat krizi
Sofralık üzüm üreticilerinin de büyük sıkıntı yaşadığını ifade eden Yalvaç, “Üretici 45–55 TL fiyat beklerken sofralık üzüm 15–20 TL’ye satıldı. Bunun en büyük nedeni ihracattaki rekabet gücümüzü kaybetmemiz” dedi.
Türkiye’nin Özbekistan, Mısır, İran ve Azerbaycan gibi ülkelerle rekabet edemediğini vurgulayan Yalvaç, “Bu ülkelerde işçilik ve girdi maliyetleri çok daha düşük. Bizim üzüm ihracat yaptığımız ülke sayısı 25–30’dan 8–10’a düştü. Devletin tarımsal destekleri mutlaka artırması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Krediye erişim çiftçi için hayati
Çiftçilerin krediye ulaşmakta büyük zorluk yaşadığını belirten Yalvaç, SGK ve Bağ-Kur borcu olan üreticilerin kredi kullanamadığını hatırlatarak şunları söyledi:
“Çiftçi borcunu keyfinden yapmıyor. Mazotçusuna, gübrecisine, tarım işçisine borcu var. Bu şartlarda krediye erişim kapatılırsa çiftçi üretimden tamamen kopar.”
Vergi ve prim borçlarının en azından bu dönem için ertelenmesi gerektiğini vurguladı.
Kalıntı uyarısı: ‘Pazar kaybı yaşarız’
Tarımda kalıntı konusunun çok önemli olduğunu belirten Yalvaç, “Kalıntı problemi çözülmezse önümüzdeki yıl üzüm 60–70 TL’yi bile geçmez. Avrupa, etken madde sayısı fazla olan ürünleri geri çeviriyor” dedi.
Bu konuda İlçe Tarım Müdürlükleri, ziraat odaları, kooperatifler ve ilaç bayilerinin birlikte çalışması gerektiğini belirterek, çiftçiye sahada birebir eğitim verilmesinin önemine dikkat çekti.
Planlı tarım şart
Tarımda planlama eksikliğine de değinen Yalvaç, “Çiftçi ne ekeceğini bilmiyor çünkü fiyatı bilmiyor. Avrupa’da çiftçi ürününü ekmeden önce kaça satacağını biliyor. Bizde ise bir yıl pamuk 14 bin dekardan 3 bin dekara düşüyor. Bu sürdürülebilir değil” ifadelerini kullandı.
Marmara Gölü için umut verici gelişme
Marmara Gölü’nün yeniden canlandırılması projesine de değinen Yalvaç, gölün ekosistem ve tarımsal üretim açısından hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Projenin ihalesinin tamamlandığını söyleyen Yalvaç, “2026 yılı içinde gölün yeniden suyla buluşması hedefleniyor. Bu proje 95 bin dekar alanı ve 60–70 köyü doğrudan etkileyecek” dedi.
“Çiftçi bu ülkenin temel direğidir”
Sözlerinin sonunda çiftçiye seslenen Cem Yalvaç, “Köylü milletin efendisidir diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünü yeniden yaşatmak istiyoruz. Çiftçi üretmezse bu ülke ayakta kalamaz. Biz her zaman çiftçimizin yanındayız” ifadelerini kullandı.





