Çevresinde “Kedi gibi 9 canlı adam” olarak anılan Övet, kafatasındaki ve göğüs kafesindeki ezikler ile kasıklarındaki 5 domdom kurşunu ile yaşamını sürdürüyor. Tüm yaşadıklarına rağmen kendisini “talihsiz” değil, “şanslı” olarak tanımlıyor.
Ölümle Burun Buruna İlk Karşılaşma
İki kız çocuğu babası Mehmet Övet, ölümle ilk kez 7 yaşındayken karşılaştığını anlatıyor. Yat Limanı’nda Rodos’tan gelen gemilerin altına dalarken, 9 metre derinlikteki paletlerdeki midye kabukları vücudunu kesmiş, kalbi durmuştu. O sırada çevredeki vatandaşlar tarafından kurtarılan Övet, o gün şok içinde oradan uzaklaşmıştı. Aynı yaşlarda evlerinin terasında dengesini kaybederek kafa üstü düşen Övet, yoğun bakımda dört gün sonra gözlerini açtı.
Elektrik, Çanak Anten ve Beton Zemini
İlkokuldan sonra elektrik sektöründe çalışmaya başlayan Övet, 1991 yılında asansörün elektronik aksamını tamir ederken elektrik akımına kapıldı. Kalbi duran Övet, doktorlar tarafından tekrar hayata döndürüldü. Daha sonra çanak anten takarken 9 metreden beton zemine düşmesi ve ardından 3 katlı apartmanın terasından düşmesiyle yaşamını defalarca riske attı.
İş Kazaları ve Kurşunlar
2008 yılında bir köftecide tartıştığı ustası tarafından pompalı tüfekle vurulan Övet, vücuduna isabet eden 15 domdom kurşunu sonucu 60 gün yoğun bakımda kaldı. Vücudundan çıkarılan kurşunların ardından kasıklarında kalan 5 domdom kurşunu ile hayatına devam ediyor.
Trafik Kazaları ve Malulen Emeklilik
2014 yılında motosikleti ile dönüş yolunda lüks bir minibüsün çarpması sonucu ağır yaralanan Övet, akciğerlerinde hasar, beyninde ödem ve çeşitli kırıklar ile hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakımda 78 gün süren tedavisinin ardından, yüzde 79 engelli raporu alarak malulen emekli oldu.
“Talihsiz Değil, Şanslıyım”
Geçirdiği kazalar ve talihsizliklerin ardından işini ve sağlığını kaybeden Övet, artık sahilde mısır tezgahı çalıştırıyor. Marmaris’teki çevresindekiler sık sık başına gelenleri hatırlatarak “Hala ölmedin mi sen, bu kaçıncı kaza?” diye takılırken, Mehmet Övet, “Yaşadıklarımı talihsizlik değil şans olarak görüyorum. Hâlâ hayattayım; demek ki nasibimizde yiyecek ekmeğimiz varmış” diyerek yaşama tutunmanın önemini vurguluyor.




