Türk kültüründe atın ve biniciliğin yerinin çok ayrı olduğunu belirten Manisalı Doktor Fahrettin Er, Osmanlı’nın son dönemlerinde yetişen ve uluslararası başarılara imza atan Salihlili efsane jokey Bekir Efendi’nin film gibi hayat hikayesini paylaştı.

Bekir Efendi'nin torunu Gülay Hanım’dan dinlediği tarihi gerçekleri aktaran Dr. Er, bu büyük değerin hakkettiği vefayı görmesi gerektiğini vurguladı. Türk milletinin atla olan köklü bağına dikkat çeken Er, Osmanlı’nın son döneminde modern at yarışçılığı ve jokeyliğin gelişiminde bu toprakların çok önemli isimler yetiştirdiğini belirtti.

MCBÜ’de üç yerleşkede mezuniyet coşkusu yaşandı
MCBÜ’de üç yerleşkede mezuniyet coşkusu yaşandı
İçeriği Görüntüle

Dr. Fahrettin Er, böylesine büyük bir değerin doğduğu topraklarda yeterince tanınmamasından duyduğu üzüntüyü de dile getirdi. Bekir Efendi’nin mirasına sahip çıkılması gerektiğini belirten Er, "Osmanlı’nın son dönemlerinde, at yarışları ve jokeylik de gelişmeye başladı.

Aslında bu topraklarda at ve Türk birbirinden ayrı düşünülemez. “Atın üstünde Türk varsa anlam kazanır” dedirtecek kadar köklü bir bağımız var. Atla bu kadar hemhâl olmuş başka bir millet var mıdır, bilinmez.

Bu geleneğin en özel isimlerinden biri de Salihlili Bekir Efendi’dir. İngiltere’ye gider, Kraliçe Victoria’nın atlarını geride bırakır. Hatta Kraliçe, onun İngiltere’de kalmasını ve bu sanatın inceliklerini öğretmesini ister. Fakat Bekir Efendi ülkesine dönmeyi tercih eder.

Salihli’de Arap Davut’u, onun vasıtasıyla da son dönemin en büyük jokeylerinden Süleyman Akdı’yı yetiştiren bu büyük isim, bugün İzmir Atlı Jokey Kulübü tarafından her yıl düzenlenen “Bekir Efendi Koşusu” ile anılıyor. Ne yazık ki Salihli’de bu değeri bilenlerin sayısı çok az.

Torunu Gülay Hanım, dedesinin hatırasını yaşatmak için büyük bir emek veriyor. Ben de bu kıymetli bilgileri kendisinden dinledim. Böyle değerlerimize sahip çıkmak, onları gençliğe rol model olarak anlatmak hepimizin görevi" ifadelerini kullandı.

Muhabir: Ahmet Çoşkun