Manisalı Doktor Fahrettin Er, festivalin hak ettiği küresel yankıyı uyandıramamasına dair hem eleştirilerde hem de önerilerde bulundu. Fahrettin Er, Mesir Festivali’ni sadece bir yerel etkinlik olmaktan çıkarıp, dünya basınına taşıyacak üç ana projesini paylaştı.
Merkez Efendi’nin 486 yıl önce başlattığı bu geleneğin sadece bir eğlence değil, bir şifa ve umut kaynağı olduğunu hatırlatan Er, konuşmasına şöyle başladı:
"Dünyanın en eski şenlik ve festivallerinden birisi Mesir Şenlikleri. Bizim bunu şimdiye kadar dünyaya yüz kere duyurmamız gerekirdi. Bırakın dünyaya duyurmayı, Türkiye'ye duyuramıyoruz. Geçen sene 40 milyon harcamışız, ulusal basında sıfır yer almış, sıfır.
Hiç görmemiş bizi ulusal basın, düşünebiliyor musunuz? Bir yerde yanlış var. Bu yıl en az 120 milyon harcayacağız. Yine görmezlerse diye üzülüyorum ve önerilerde bulunmak istiyorum. Bunlardan birisi Manisa Garı'ndan İzmir'e ve Ankara yönüne giden trenlere birer tane Mesir vagonu süsleyerekten hazırlamak.
Bunun içine Manisa milletvekillerini, yetkilileri ve kanaat önderlerini koyup İzmir'e ve Ankara'ya göndermek. Oranın Valisi, belediye başkanı ve yetkilileri karşılarsa güzel olur mu? Tabi ki güzel olur.
İkincisi şu, daracık meydana yukarıda bir helikopter Mesir macunu atsa Bütün medya ne der? Gökten Mesir yağdı der mi? Tabi ki der.
Üçüncüsü, buraya gelen insanların Mesir hatırası olarak fotoğraf çektirecekleri doğru düzgün bir köşe yok. Bir Mesir heykel kompleksi yapsak, arasına girse, fotoğraf çektirse. Dünyada turizmin geliştiği her yerde bu tip şeyler var. O zaman değil Türk basınında, Dünya basınında bile yer alırız değil mi?
Ben inanıyorum ki bunları yaparsak mesiri duyururuz ve gereken sonucu da alırız. Merkez Efendi’nin şifası, asırlardır olduğu gibi bugün de insanların yüzünde tebessüm, kalbinde umut oluyor. Bu sadece bir festival değil; bir şehrin hafızası, bir kültürün mirası ve birlikte yaşanan bir coşku. Sultan Camii’nin gölgesinde, Spil Dağı’nın huzurunda mesir yine şifa olmaya devam ediyor.
Manisa’nın bu eşsiz değerini sadece yaşatmak değil, tüm Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmak için benim de bazı önerilerim var. Bu festivalin hak ettiği değeri görmesi ve global bir marka haline gelmesi için hep birlikte düşünmeye ve üretmeye ihtiyacımız var. Geleneğimizi birlikte büyütelim."




