"Gönül Avcısı" Dilşikar Hatun ile yakışıklılığıyla nam salmış Alaybeyi Ferhat Ağa’nın hikayesi, bugün Manisa’nın kalbinde iki büyük külliye olarak yaşamaya devam ediyor. Manisalı Doktor Fahrettin Er, konuyu ele alarak hikayeyi anlattı.

Er, konuyla alakalı olarak sözlerine şöyle başladı: "Manisa’nın tarih sayfalarında sessiz ama zarif bir iz bırakan iki isim vardır: Dilşikar Hatun ve eşi Ferhat Ağa. 1500’lü yılların ortalarında, III. Murad’ın Manisa’da sancakbeyi olduğu dönemde, Osmanlı ordusunda alaybeyi olarak görev yapan Ferhat Ağa, şehrin önemli devlet adamlarından biriydi.

Soma Hasbihal Derneği’nden Gazze’ye İftar Desteği
Soma Hasbihal Derneği’nden Gazze’ye İftar Desteği
İçeriği Görüntüle

Eşi Dilşikar Hatun ise yalnızca bir paşa eşi değil; hayır işleriyle tanınan, Manisa’ya kalıcı bir eser bırakan güçlü bir Osmanlı kadınıydı. Bugün Manisa’da hala ayakta olan Dilşikar Hatun Camii, onun vakfı ve hayırseverliğinin en önemli nişanesidir.

Osmanlı’da birçok hayır eseri gibi bu cami de yalnızca ibadet yeri değil; aynı zamanda mahalle hayatının merkezi, insanların bir araya geldiği bir sosyal yapı olarak inşa edilmiştir.

Dilşikar Hatun’un yaptırdığı bu cami, yüzyıllar boyunca Manisa’da yaşayan insanların dualarına, sevinçlerine ve acılarına tanıklık etti. Böylece Ferhat Ağa’nın devlet hizmetiyle, Dilşikar Hatun’un hayır mirası birleşerek Manisa’nın tarihine kalıcı bir iz bıraktı.

Bugün bu eser yalnızca bir cami değil; Osmanlı’nın Manisa’daki kültürünün, vakıf geleneğinin ve hayır anlayışının yaşayan bir hatırası olarak varlığını sürdürüyor.

Leyla ile Mecnun'u kıskandıracak bir aşk hikayesi sonucu yapılan bir camideyim. Nerede miyim? Manisa Dilşikar Hatun Camisi'ndeyim. Adı üstünde Dilşikar Gönül Avcısı demek. Nasıl gönül avcısı olunmuş derseniz olay şöyle.

1570'li yıllarda Manisa Sarayı'nın bir misafiri vardır. Selçuk Kadısı'nın kızı Ayrun Nisa. Güzel bir güzel, aşüfte bir aşüfte, bakışları bir piri müjgan, yani kalbe ok atan. Böyle birisi saraya misafir gelir de bizim Manisa'nın Alay Bey'i, Murat'ın arkadaşı, yakışıklı mı yakışıklı, kızlar onu gördüğünde bir şey doğruyorlarsa parmaklarını kestikleri bir civan mert delikanlı, kimseleri beğenmez bu Ferhat Ağa'mız.

Hayırlı Nisa Hanım'ı görünce gönlünü kaptırır. Tıpkı Leyla ile Mecnun gibi bir aşk oluşur ve kısa sürede evlenirler. Fakat çocukları olmaz. Çocukları olmayınca bunlar O günkü bilgiler ve inanışlarla adaklar ararlar. Hayrun Nisa Hanım der ki bir mescit yaptıracağım. Buraya bir mescit yaptırır. Çocukları olmaz. Sonra camiye çevirir. Sonra hacca giderler. Ve sonra tekrar adakta bulunur.

Şu karşıdaki Dilşikar hamamını yaptırır. Koskoca bir külliyeye dönüşür. Kocası da boş durur mu? Halkın Alaybey dediği Ferhat Ağa Camisi'ni yaptırır ve beraberce yanına bir Sıbyan Mektebi, çocuk okulu yaptırırlar ve bir vasiyet yaparlar.

Buraya gelen çocuklar baharda dağlara, kırlara götürülsün, acayip hayvanlara bindirilsin, eğlenceler yapılsın diye. Çocuksuzluk özlemleri Manisa'ya iki külliye hediye eder. Bu Ferhat ile Dilşikar Hanım'ın aşkı.

Muhabir: Ahmet Çoşkun