Saldırının yalnızca yaralanan öğrencileri değil, okulda görev yapan öğretmenleri de derinden etkilediğini belirten Yalçınkaya, eğitimcilerin bundan sonra okula aynı duygularla giremeyeceğini ifade etti.

Yalçınkaya, “Turgutlu’da bugün yaşananları bir haber olarak okumakla, bir eğitimci olarak yaşananları içselleştirmek aynı şey değil. Orada yaralanan öğrenciler kadar, o okulun öğretmenleri de bu olaydan etkilendi. Bu saldırı, sınıfın dört duvarının artık tek başına güvenli bir sınır olmadığını acı bir şekilde gösterdi” dedi.

“Şiddetin arkasında çoğu zaman bir birikim var”

Böylesi olayların yalnızca saldırının gerçekleştiği an üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Yalçınkaya, şiddetin arkasında çoğu zaman fark edilmeyen sorunların ve biriken öfkenin bulunduğuna dikkat çekti.

Yalçınkaya, “Bu tür bir olay çoğu zaman bir anda ortaya çıkmıyor. Fark edilmeyen bir öfke, dile getirilmeyen bir problem ya da kimsenin sormadığı ‘İyi misin?’ sorusu gibi birçok unsur birikebiliyor. Eğitim sistemimiz akademik başarıyı ölçme konusunda güçlü olabilir ancak bir öğrencinin yaşadığı içsel sorunları fark etme konusunda aynı ölçüde donanımlı olduğumuzu söylemek zor” ifadelerini kullandı.

Rehber öğretmen sayısının yetersizliği ve sınıflardaki öğrenci yoğunluğuna da değinen Yalçınkaya, öğretmenlerin öğrencileriyle birebir ilgilenebilecekleri zamanın sınırlı olduğunu belirtti.

“Sorumluluğu yalnızca okula ya da aileye yüklemek kolaycılık”

Aile ve toplumun da yaşanan olayların değerlendirilmesinde önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Yalçınkaya, çocuğun silaha erişebilmesi gibi konuların yalnızca okul güvenliği üzerinden ele alınamayacağını söyledi.

Yalçınkaya, “Bir çocuk ev ortamından silaha bu kadar kolay ulaşabiliyorsa, sorunun yalnızca okulun kapısında aranamayacağı açık. Ancak okulu toplumdaki tüm sorunların çözümünden sorumlu tutmak da doğru değil. Okul, toplumdaki problemlerin tamamını çözecek bir kurum değil; fakat bu problemlerin en görünür hale geldiği alanlardan biri. Bu nedenle sorumluluğu tamamen okula ya da tamamen aileye yüklemek kolaycılık olur” diye konuştu.

“Birkaç günlük önlemler yerine kalıcı sistem gerekli”

Saldırıların ardından alınan kısa vadeli güvenlik önlemlerinin yeterli olmadığını belirten Yalçınkaya, öğrencileri tanıyan ve riskleri önceden fark edebilen kalıcı bir destek mekanizmasına ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Yalçınkaya, “Her olayın ardından benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Okul kapısına polis, yeni bir güvenlik protokolü ve birkaç günlük yoğun gündem… Ardından ise sessizlik. Oysa ihtiyacımız olan yalnızca güvenlik önlemleri değil; öğrenciyi tanıyan, riskleri erken fark eden ve aileyle sağlıklı iletişim kurabilen kalıcı bir izleme ve destek sistemi” dedi.

Turgutlu’daki saldırıda yaralanan öğrencilerin zamanla iyileşebileceğini ancak sistemdeki eksikliklerin giderilmemesi halinde benzer olayların tekrar yaşanabileceğini belirten Yalçınkaya, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

Manisa’da okullar alarmda! Yeni eğitim yılı için güvenlik seferberliği
Manisa’da okullar alarmda! Yeni eğitim yılı için güvenlik seferberliği
İçeriği Görüntüle

“Bugün Turgutlu’da yaralanan çocuklar elbette iyileşecek. Ancak sistemin kendisindeki sorunlar giderilmediği sürece benzer bir olayın başka bir şehirde, başka bir isimle karşımıza çıkma ihtimali devam edecek. Bir eğitimci olarak asıl sormamız gereken soru şu: Bir daha ‘Keşke fark etseydik’ dememek için bugün ne yapıyoruz ve bundan sonra ne yapacağız?”

Muhabir: Merve Esra Özel - Abdullah Akar