Depresyonun tedavisinde tek başına sihirli bir değnek olmasa da doğru beslenme alışkanlıkları, bütüncül bir iyileşme sürecinin en kritik parçalarından biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, zihinsel dayanıklılığı artırmak ve ruh sağlığını desteklemek için atılabilecek dört basit adımı sıralıyor.

Yıllardır beslenme ile depresyon arasındaki bağı inceleyen Deakin Üniversitesi'nden Prof. Felice Jacka, geniş kapsamlı araştırmaların sağlıklı beslenmenin depresyona karşı koruyucu olduğunu net bir şekilde gösterdiğini belirtiyor. Tam tahıllar, sebzeler, meyveler, balık ve zeytinyağından oluşan Akdeniz diyetinin, beynin olumlu bir ruh hali için ihtiyaç duyduğu besinleri sağladığını vurgulayan Jacka'nın imza attığı SMILES çalışması, bu beslenme düzenine geçmenin depresif belirtileri hafiflettiğini kanıtlıyor.

Uzmanlar, ruh sağlığını gıda yoluyla desteklemek isteyenler için şu dört pratik kuralın altını çiziyor:

İşte ellerinizi toprağa bulaştırmanın sağlığa faydaları
İşte ellerinizi toprağa bulaştırmanın sağlığa faydaları
İçeriği Görüntüle

Günün belirli saatlerinde yaşanan ani açlık krizleri ve kan şekeri düşüşleri yorgunluk, huzursuzluk ve kaygıyı tetikleyebiliyor. Beslenme uzmanı ve psikolog Dr. Sonal Shah, enerji seviyelerini dengede tutmak ve ruh halini korumak için her 3 ila 4 saatte bir düzenli yemek yemeyi öneriyor. Ancak bunun sürekli atıştırmak anlamına gelmediği, insülin dengesi için öğün disiplininin şart olduğu belirtiliyor.

Vücudun susuz kalması yalnızca fiziksel performansı düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda net düşünme ve odaklanma becerisini de olumsuz etkiliyor. Beynin suya olan ihtiyacına dikkat çeken uzmanlar, susuzluğun zihinsel strese karşı duyarlılığı artırdığını ve kişileri rafine karbonhidratlar ile cips gibi zararlı atıştırmalıklara yönelttiğini ifade ediyor.

Aşırı işlenmiş, yüksek şeker, tuz ve ilave yağ içeren gıdalar yalnızca kalp ve şeker hastalığıyla değil, aynı zamanda olumsuz ruh sağlığıyla da doğrudan ilişkilendiriliyor. Yapılan araştırmalar, bu tür bir beslenmenin öğrenme, hafıza ve duygusal düzenlemeden sorumlu olan hipokampüse zarar verebildiğini gösteriyor. Stresli anlarda hızlı enerji sağladığı için bu yiyeceklere yönelmenin bir kısır döngü yarattığına dikkat çekilirken, bu alışkanlıkların gerekirse terapist desteğiyle ele alınması tavsiye ediliyor.

Bilim dünyası uzun süredir "ikinci beyin" olarak adlandırılan bağırsaklar ile ruh sağlığı arasındaki köprüye odaklanmış durumda. Beslenmenin bağırsak mikrobiyotasını şekillendiren en önemli faktör olduğunu belirten Prof. Dr. Felice Jacka, çok çeşitli bitkisel gıdalar tüketmenin sağlıklı bir mikrobiyom oluşturarak beyin sağlığını doğrudan desteklediğini ifade ediyor.

Yeme alışkanlıklarını kökten değiştirmenin zor bir süreç olduğunu belirten uzmanlar, kısa süreli büyük diyetler yerine sürdürülebilir küçük adımlar atılmasını öneriyor.

Kaynak: Haber Merkezi