Denizli’de üzüm üretiminin önemli merkezlerinden biri olan Çal’da, üreticinin yaşadığı fiyat sıkıntısı gündemin en önemli konusu haline geldi. Geçtiğimiz yıl 30 lira seviyesinde olan üzüm fiyatlarının bu yıl 17-20 lira arasında belirlenmesi, üreticilerin büyük tepkisine neden oldu.
Hakan, Çal, Baklan, Bekilli ve Güney’in toplam üzümünün değerinin bir futbolcunun transfer bedeline ulaşmadığını belirtti. Çal Belediye Başkanı Ahmet Hakan, festival programının yanı sıra üzüm üreticilerinin yaşadığı sorunlara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Açıklanan üzüm fiyatlarının üreticinin emeğini karşılamaktan uzak olduğunu belirten Hakan, Çal, Baklan, Bekilli ve Güney’de üretilen üzümün toplam değerini futbol dünyasındaki transfer ücretleriyle kıyasladı. Hakan, konuşmasında, "Baklan, Bekilli, Güney ve Çal’ın tüm üzümünü toplayıp satsak bir futbolcu, bir Osimhen etmiyor" ifadelerini kullandı.
Geçen yıl mazot fiyatının 54 lira, üzüm fiyatının ise 25 lira olduğunu hatırlatan Hakan, bugün mazotun 80 liranın üzerine çıktığını, üzüm için ise 17-20 lira arasında fiyat açıklandığını belirtti. Bu tablonun kabul edilebilir olmadığını ifade eden Hakan, "Üzüm ayaklar altında ezilmekten utanmadı ama açıklanan fiyattan utandı" sözleriyle üreticinin yaşadığı sıkıntıya dikkat çekti.
Üzüm üreticisinin artan maliyetler karşısında ezildiğini belirten Çal Belediye Başkanı Ahmet Hakan’ın çağrısıyla bugün Çal’da dikkat çeken bir buluşma gerçekleştirildi. Çal Meydanı Atatürk Parkı’nda düzenlenen buluşmada üreticiler ve sivil toplum kuruluşlarının başkanları bir araya gelerek üzüm fiyatlarını ve sektörün geleceğini değerlendirdi. Buluşmada üreticilerin yaşadığı sorunlar açıkça ortaya konulurken, özellikle açıklanan fiyatların üretim maliyetleri karşısında yetersiz kaldığı vurgulandı.
Çal Belediye Başkanı Ahmet Hakan, üzüm fiyatlarında yaşanan düşüşün üreticiyi ciddi anlamda zor durumda bıraktığını belirterek, "Geçen yıl 30 liraya satılan üzümün bu yıl 17 liraya, 20 liraya konuşulmasını kimse üreticiye anlatamaz. Bu hesabın içerisinde üretici yok. Üreticinin alın teri yok.
Bir yıl boyunca bağında çalışan insanın emeği yok. Üreticinin maliyetleri düşmedi ki üzümün fiyatı yarıya yakın düşsün. Mazot ucuzlamadı, gübre ucuzlamadı, ilaç ucuzlamadı, işçilik ucuzlamadı. Tam tersine her şeyin maliyeti arttı. Ama üzümün fiyatı aşağı çekiliyor.
Böyle bir üretim düzeni olmaz. Burada mesele sadece üzümün kaç liraya satılacağı meselesi değil. Burada bir üreticinin geleceği var. Bir ailenin geçimi var. Çal’ın ekonomisi var. Esnafın kazancı var. İşçinin ekmeği var. Bu bağların geleceği var.
Üretici para kazanamazsa ne olacak? Gelecek yıl bağın başına geçmeyecek. Bir sonraki yıl üretimi azaltacak. Sonra bağlar boş kalacak. Bağlar sökülecek. Bugün üç kuruş daha ucuza üzüm almak isteyenler yarın üzümü bulamayacak. Bunun hesabını bugünden yapmak zorundayız.
Çal denildiğinde akla üzüm gelir. Bu toprakların insanı nesiller boyunca bağında çalıştı. Dedelerimiz, babalarımız bu bağları bugünlere getirdi. Şimdi biz onların bize bıraktığı bu değeri korumak zorundayız. Üreticinin emeğini değersizleştirerek bu kültürü yaşatamayız.
Burada üretici var. Burada şarap üreticisi var. İşçisi var. Nakliyecisi var. Esnafı var. Bu üzümden ekmek yiyen binlerce insan var. Dolayısıyla üreticinin kaybı, aslında Çal’ın kaybıdır. Bu sadece üreticinin meselesi değil. Bugün bağcının yanında durmazsak yarın bu ilçede bağcılık kalmaz. Bağcılık biterse Çal’ın ekonomik dengesi de bundan etkilenir.
Biz üreticimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Çünkü bu topraklarda üretim devam edecekse üretici kazanmak zorunda. Üreticinin kazanamadığı yerde üretim sürdürülemez. Bu topraklarda üretim yapan insanın emeğine sahip çıkmak zorundayız."





