Uzmanlar, bu bezin salgıladığı T3 ve T4 hormonlarının dengesinin tüm vücut sağlığı için vazgeçilmez olduğuna dikkat çekerken, son yıllarda artış gösteren tiroid kanseri vakalarına karşı da önemli uyarılarda bulunuyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Hakan Yabanoğlu, hastalığın gelişiminde genetik faktörlerin büyük pay sahibi olduğunu vurguluyor.
Özellikle ailesinde tiroid kanseri öyküsü bulunan bireylerin bu konuda çok daha uyanık olması gerekiyor. Bunun yanı sıra, çocukluk veya gençlik yıllarında baş ve boyun bölgesine alınan radyasyon da bilinen majör risk faktörleri arasında yer alıyor.
Tiroid kanserinin en sinsi yönlerinden biri, çoğunlukla belirti vermeden ilerlemesi. Hastalar genellikle ayna karşısında veya duş alırken boyun bölgesinde fark ettikleri bir şişlikle durumu fark edip doktora başvuruyor. Boynun ön veya yan kısımlarında ortaya çıkan yeni şişlikler, hızla büyüme eğilimi gösteren nodüller veya sert dokular mutlaka uzmanlar tarafından incelenmesi gereken kırmızı çizgiler olarak kabul ediliyor.
Her boğaz ağrısı veya öksürük kansere işaret etmese de, tümörün ses tellerine yakın yerleştiği durumlarda ortaya çıkan kalıcı ses kısıklığı da dikkate alınması gereken bulgular arasında bulunuyor. Hastalığın teşhis sürecinde fizik muayenenin ardından ultrasonografi devreye giriyor.
Ultrason sayesinde tiroid bezindeki nodüllerin boyutu, yapısı ve şüpheli nitelikleri detaylıca taranabiliyor. Gerekli görülen vakalarda ise ince iğne biyopsisi ile kesin tanı konulabiliyor. Tanı kesinleştikten sonra tedavi planı hastanın yaşına, tümörün evresine ve yayılım durumuna göre özel olarak şekillendiriliyor.
Tiroid kanserinin tedavisinde cerrahi operasyonlar en önemli basamakların başında geliyor. Kanser türüne ve tümörün yayılımına bağlı olarak tiroid bezinin bir kısmı ya da tamamı cerrahi olarak çıkarılabiliyor. Uzmanlar, en sık rastlanan türlerden biri olan papiller tiroid kanserinde erken tanı ve doğru tedavi kombinasyonuyla uzun dönemde son derece yüz güldürücü ve olumlu sonuçlar alındığının altını çiziyor.
Herkes için geçerli standart bir tarama yaşı bulunmadığını belirten hekimler; boynunda yeni bir kitle fark eden, nodülü büyüyen veya uzun süredir geçmeyen ses değişiklikleri yaşayan kişilerin zaman kaybetmeden bir uzmana başvurması gerektiğini yineliyor.




