Yargıtay, iş hayatındaki kadın çalışanları ve milyonlarca anneye yakından ilgilendiren kritik bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, doğum izni sonrasında kadın işçinin rızası dışında uzmanlık alanı dışındaki bir işte çalıştırılmasını, primlerinin kesilmesini ve düşük zam verilmesini "ayrımcılık" olarak değerlendirdi. Bu karar, benzer durumlar yaşayan çalışanlar için güçlü bir emsal niteliği taşıyor.
Özel bir bankada kıdemli analist unvanıyla görev yapan kadın çalışan, ikiz bebeklerini dünyaya getirmek üzere yasal doğum iznine ayrıldı. Ancak izin dönüşünde işyerine geldiğinde, bankacılık sektörünün takibi olan eski görevinin başka bir personele verildiğini gördü. Kendisine ise uzmanlık alanının tamamen dışında kalan sigorta sektörünü takip etme görevi atandı. Süreç içerisinde hak ettiği primlerin ödenmediğini ve mesai arkadaşlarına kıyasla daha düşük oranda ücret zammı aldığını fark eden çalışan, yaşadığı psikolojik baskı ve ayrımcılık nedeniyle istifa ederek yargı yoluna başvurdu.
İş mahkemesinde açılan davada çalışan; hamilelik döneminde başlayan ve doğum sonrasında da devam eden baskılar nedeniyle eski görevine iade edilmediğini, mali haklarının kısıtlandığını savunarak ayrımcılık, manevi ve kıdem tazminatı talebinde bulundu. Banka cephesi ise çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik yapılmadığını savundu.
İlk Derece Mahkemesi, işçinin kıdem tazminatına hükmederken ayrımcılık ve manevi tazminat taleplerini ispatlanamadığı gerekçesiyle reddetti. İstinaf Mahkemesi de yerel mahkemenin kararını onadı.
Dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise yerel mahkeme kararlarını bozdu. Yüksek Mahkeme, doğum izninden önceki uzmanlık alanının dışına çıkarılarak farklı bir görevin verilmesinin ayrımcılık iddiasını güçlü biçimde desteklediğine hükmetti. İşverenin bu farklı muameleyi haklı kılan sebepleri somut olgularla ortaya koyamadığını belirten Daire, ayrımcılık tazminatı talebinin reddedilmesini hukuka aykırı buldu.




