Orta Doğu’daki çatışmaların petrol ticaretinin ana damarı konumundaki Hürmüz Boğazı’nı tehdit etmesi, küresel ham petrol ve işlenmiş ürün fiyatlarında hızlı bir artış dalgası başlattı.

İşlenmiş akaryakıt ürünlerinin değeri ile ham petrol maliyeti arasındaki farkı ifade eden rafineri marjları, krizin etkisiyle rekor seviyelere ulaştı.

Akdeniz havzasında 27 Şubat’ta varil başına 27 dolar seviyesinde bulunan marj, saldırıların ardından martta 47,5 dolara, 8 Eylül itibarıyla ise 78,5 dolara yükseldi. Gün içi işlemlerde ise 81 dolar seviyesi test edildi.

Atlantik, Avrupa ve ABD’de Tarihi Zirveler

Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) son raporu, küresel piyasalardaki sıkışıklığın boyutunu gözler önüne serdi. Mevsimsel talep artışı, stokların erimesi ve arz yetersizliği sebebiyle Atlantik Havzası’ndaki marjlar tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı.

Rapora göre, küresel rafinerilerin günlük ham petrol işleme hacmi artış gösterse de geçen yılın aynı dönemine kıyasla 5 milyon varil geride kaldı.

Deniz yoluyla yapılan petrol ürünü ticareti yıllık bazda günlük 3,8 milyon varil azalırken; Rusya, Orta Doğu ve Asya’dan yapılan motorin ihracatındaki 1,3 milyon varillik düşüş, küresel deniz yolu motorin ticaretinin %20 oranında daralmasına yol açtı.

Bu durum Avrupa’da motorin rafineri marjını 78,91 dolarla rekor seviyeye taşırken, ABD’de ilk kez 100 dolar sınırı aşılarak 108,02 dolar görüldü.

Türkiye Piyasası Doğrudan Etkileniyor

Küresel ölçekte tırmanan rafineri marjları, Akdeniz piyasasını referans alan Türkiye’deki akaryakıt fiyatları üzerinde de doğrudan zam baskısı oluşturuyor.

Benzin gereksiniminin neredeyse tamamını iç üreticilerden karşılayan Türkiye, motorin ihtiyacının ise %47’sini ithalat yoluyla tedarik ediyor.

Uluslararası piyasalarda yaşanan olağanüstü fiyat dalgalanmalarının tüketiciye yansımasını yumuşatmayı hedefleyen Türkiye, bu doğrultuda Eşel Mobil sistemini devreye alarak uluslararası artışların pompa fiyatlarına etkisini vergiler üzerinden dengelemeyi sürdürüyor.

Yorumlar
Editör Hakkında