Ailenin yükselişinin temelinde ise Hayri İpar bulunuyordu. 1886 yılında Mudanya'da dünyaya gelen Hayri İpar, Kurtuluş Savaşı'na katıldıktan sonra askerlikten ayrılarak ticarete yöneldi.

İpar'ın servetinin büyümesinde önemli dönüm noktalarından biri, 1925 yılında temelleri atılan Alpullu Şeker Fabrikası'nın üç kurucusundan biri olmasıydı. Fabrikadan elde ettiği gelirle ekonomik gücünü artıran Hayri İpar, kısa sürede dönemin önde gelen zenginleri arasında yer aldı.

1934 yılında Soyadı Kanunu'nun ardından İpar soyadını alan Hayri İpar, ailesiyle birlikte İstanbul'da çok sayıda değerli gayrimenkulün sahibi oldu.

İstanbul'da geniş bir gayrimenkul ağı kurdular

Ailenin sahip olduğu mülkler arasında Bebek'teki yaklaşık 80 dönümlük İpar Korusu, Cemil Topuzlu Köşkü, Teşvikiye'deki Park Apartmanı ve Galatasaray'daki Mısır Apartmanı bulunuyordu.

İpar Ailesi'nin sahip olduğu yapılar arasında tarihi açıdan önemli bir başka mülk de Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalandığı evdi. Aile tarafından satın alınan yapı, 1936 yılında müzeye dönüştürüldü.

Ancak ailenin yükselişi yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmadı.

Savaş endişesiyle ABD'ye taşındılar

1939 yılında II. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte Hayri İpar, Türkiye'nin savaşa dahil olması ihtimalini ve servetinin zarar görebileceği endişesini dikkate alarak ailesiyle birlikte ABD'ye taşınma kararı aldı.

Aile, Beverly Hills'te bir malikane satın aldı. Hayri İpar burada Hollywood dünyasının tanınmış isimleriyle de yakın ilişkiler kurdu.

Savaşın sona ermesinin ardından aile 1945 yılında Türkiye'ye döndü. Ancak Hayri İpar'ın oğulları Ali ve Mehmet bir süre daha ABD'de kaldı.

Ali İpar'ın Hollywood bağlantısı

Ali İpar, ABD'de bulunduğu dönemde sinemaya ilgi gösterdi ve senaryo çalışmalarında yer aldı. William Rowland'ın yönettiği Woman in the Night filminin senaryo ekibinde bulunan İpar, çekimler sırasında oyuncu Virginia Bruce ile tanıştı.

İkili arasındaki ilişki kısa sürede evliliğe dönüştü. Ailesinin karşı çıkmasına rağmen Bruce ile evlenen Ali İpar, babasının ikna etmesiyle eşiyle birlikte Türkiye'ye döndü.

Ancak Virginia Bruce, İstanbul'daki yaşama uyum sağlayamadı. Ali İpar'ın askere alınmasının ardından Türkiye'den ayrılan Bruce, daha sonra eşinden boşandı.

Bu süreçte İpar Ailesi'nin ticari faaliyetleri de genişlemeye devam etti. Aile, dönemin önemli şirketlerinden Otosan'ın ortakları arasında yer aldı.

Servetin başına Ali İpar geçti

Hayri İpar ilerleyen yaşlarında işlerinin yönetimini oğlu Ali İpar'a bıraktı.

Ali İpar, Demokrat Parti döneminde kurduğu ticari ilişkiler ve genişlettiği faaliyetlerle aile servetinin büyümesini sürdürdü. İpar, bir süre sonra armatörlük sektörüne de adım attı.
Ancak yurt dışından gemi satın almak için gerekli dövizin temin edilmesi, dönemin ekonomik koşulları nedeniyle kolay değildi. Ali İpar, Adnan Menderes'in özel izniyle işlemlerini sürdürdü.

Türkiye'ye gelmesi planlanan beş büyük gemiden yalnızca üçünü teslim alabildi.

İpar Ailesi'nin kaderini değiştiren gelişme ise 27 Mayıs 1960 darbesiyle yaşandı.

7 Mayıs sonrası servet elinden alındı

27 Mayıs 1960 darbesinin ardından Ali İpar ticari faaliyetlerini sürdürmeye çalıştı ve İpar Transport şirketini kurdu. Ancak kısa süre sonra askeri yönetim tarafından döviz işlemleri nedeniyle hakkında soruşturma başlatıldı.

Gözaltına alınan Ali İpar, Yassıada'da Adnan Menderes ve dönemin bazı bakanlarıyla birlikte yargılandı.

Altı aydan fazla tutuklu kalan İpar'ın mal varlıklarına el konuldu.

Dava süreci devam ederken eski eşi Virginia Bruce da Ali İpar'ın serbest bırakılması için dönemin ABD Başkan Yardımcısı Richard Nixon'a mektup yazdı. Ancak bu girişim sonuç değiştirmedi.

Ali İpar, davanın sonunda iki yıl hapis ve ömür boyu ticaretten men cezasına çarptırıldı. İpar Transport şirketine de el konuldu.

Cezaevinden çıktıktan kısa süre sonra Türkiye'den ayrılan Ali İpar'ın ardından ailenin büyük umutlarla satın aldığı gemiler de kullanılamadı.

Büyük servetten geriye Haliç'te bekleyen gemiler kaldı

Bir dönem İstanbul'un en değerli bölgelerinde geniş arazilere, köşklere ve apartmanlara sahip olan İpar Ailesi'nin servetindeki çözülme, 1960'lı yıllarda hızlandı.

Ailenin satın aldığı gemiler ise denize açılamadan Haliç'te kaderine terk edildi.

Böylece Cumhuriyetin ilk yıllarında ticaret, gayrimenkul ve denizcilik yatırımlarıyla büyük bir servete ulaşan İpar Ailesi'nin yükselişi, 27 Mayıs 1960 sonrasında yaşanan gelişmelerin ardından yerini hızlı bir ekonomik çöküşe bıraktı.

Yorumlar
Editör Hakkında