Piyasa aktörleri ve yatırımcılar, yön arayışında belirleyici olacak ABD enflasyon verilerine odaklandı.
Geçtiğimiz haftaya damgasını vuran gelişmelerin başında; ABD’de uzun vadeli tahvil faizlerinin 24 yılın en yüksek seviyelerine ulaşması, enerji hatlarındaki jeopolitik risklerin petrol fiyatlarında yarattığı sert dalgalanmalar ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz patikasına ilişkin belirsizlikler geldi.
Hafta başında G7 ülkelerinin koordineli bir adımla 100 milyon varillik petrol stokunu piyasaya sürme kararı ve ABD Başkanı Donald Trump’ın çatışmaların kısa sürede sona erebileceğine dair açıklamaları piyasalara bir miktar nefes aldırdı.
Ancak hafta geneline yayılan jeopolitik riskler ve enflasyonist kaygılar, fiyatlamalar üzerinde baskı kurmaya devam etti.
Tahvil Piyasasında Satış Dalgası: 2002'den Bu Yana En Yüksek Seviye
ABD’de eylül ayı istihdam artışının 29 bin kişiyle piyasa beklentilerinin oldukça altında kalması, Fed’in ekim ayında faiz artırma ihtimalini yaklaşık %70 seviyesinden %20 bandına kadar geriletti.
Buna karşın, hizmet sektöründeki maliyet baskıları enflasyonist endişelerin canlı kalmasına yol açtı.
ISM hizmet PMI verisinin 54,9 ve fiyatlar alt endeksinin 74 seviyesinde gerçekleşmesi, sıkılaşma kaygılarının sürmesine neden oldu:
10 Yıllık Tahviller: ABD 10 yıllık tahvil faizi %5,34’e yükselerek Nisan 2002’den bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı.
30 Yıllık Tahviller: 30 yıllık tahvil faizleri ise %5,72 ile son 24 yılın zirvesini test etti.
Haftanın son günlerinde zirve seviyelerden sınırlı bir geri çekilme yaşansa da risk algısı yüksek seyretti.
Çarşamba günü yayımlanan Fed eylül ayı toplantı tutanakları, üyelerin tamamının 25 baz puanlık faiz artışını desteklediğini ve çoğunluğun yıl sonuna kadar bir faiz artırımı daha beklediğini gösterdi. Ayrıca New York Fed’in 1 yıllık enflasyon beklentisinin %3,9 ile Mayıs 2023’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkması fiyat baskılarını teyit etti.
Orta Doğu’da Tansiyon Yükseldi: Brent Petrol 104 Doları Aştı
Enerji piyasalarında Brent petrol hafta içinde 97 dolar seviyelerine kadar çekilse de arz güvenliğine ilişkin endişeler fiyatları hızla yukarı taşıdı:
Arz Kesintileri ve Saldırılar: Hürmüz Boğazı’nda tankerlere yönelik saldırıların sıklaşması, Husilerin Suudi Arabistan’a düzenlediği saldırılar ve Meksika Körfezi’ndeki kasırga nedeniyle üretimin sekteye uğraması yükselişi tetikledi.
Seçim Freni: ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım ara seçimlerine kadar İran’a yönelik askeri bir müdahalede bulunulmayacağını açıklaması daha sert yükselişlerin önüne geçti.
Brent petrol, haftalık bazda %1,88 primle 104,53 dolardan kapanış yaptı.
Kritik Randevu: Piyasalar Çarşamba Gününe Kilitlendi
Gelecek haftanın ana gündem maddesi, ABD’de açıklanacak olan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) verileri olacak:
TÜFE Beklentisi (Çarşamba): Eylül ayı TÜFE'nin aylık %0,6 artması, yıllık enflasyonun ise %3,4’ten %3,6’ya yükselmesi öngörülüyor.
ÜFE Beklentisi (Perşembe): Üretici fiyatlarında aylık %0,5 artış beklenirken, perakende satış verileri de tüketici talebinin gücünü ölçmek adına takip edilecek.
Altında Sınırlı Yükseliş: Gram Altın 6.642 TL’yi Gördü
Tahvil faizlerinde haftanın ikinci yarısında gözlenen hafif gevşeme, yüksek petrol fiyatlarına rağmen kıymetli metallere destek sağladı:
Ons Altın: Haftayı %1,31 kazançla 4.194 dolardan tamamladı. Analistler, 4.200 - 4.230 dolar bandını kısa vadeli direnç bölgesi olarak işaret ediyor.
Gram Altın: Yurt içinde gram altın haftayı %1,53 artışla 6.642 TL seviyesinden kapattı.
Piyasa Uzmanlarının Değerlendirmesi:
"Fed'in yıl sonuna kadar bir faiz artırımı daha öngörmesi ve tahvil faizlerinin 24 yılın zirvelerinde bulunması, açıklanacak enflasyon verisinin kritik önemini artırıyor. Beklentilerin üzerinde gelebilecek bir enflasyon, faiz artırımı fiyatlamalarını güçlendirerek tahvil faizlerini tırmandırabilir. Bu durum, özellikle altın ve diğer kıymetli metaller üzerinde yeniden satış baskısı oluşturma riski taşıyor."