En son mart ayında meydana gelen 5,1 büyüklüğündeki deprem ve ardından yaşanan sayısız artçı sarsıntının ardından, ünlü yerbilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’dan kritik bir uyarı geldi.
Tarihsel sürece bakıldığında Akhisar ve Salihli bölgesindeki depremlerin sırasıyla Alaşehir, Sarıgöl, Buldan ve Pamukkale’ye doğru bir hat izlediğini belirten Prof. Dr. Üşümezsoy, son yaşanan sarsıntıların da bu teoriyi desteklediğini ifade etti.
Buldan-Denizli hattında sürekli olarak 5 ve üzeri büyüklükte depremlerin meydana geldiğini hatırlatan Üşümezsoy, şu uyarılarda bulundu:
"Buldan-Denizli hattında yaşanan 5'lik depremler bu bölgede ciddi bir stres birikimine yol açıyor. Burası oldukça aktif bir hat. Bu bölgede en az 6 büyüklüğünde bir deprem kaçınılmazdır; hatta bu enerjinin 6,5 büyüklüğüne doğru ilerleyeceğini öngörüyorum."
Bölgenin jeolojik yapısını ve tarihsel geçmişini özetleyen Üşümezsoy, 1969 yılında Alaşehir'de meydana gelen 6,9 büyüklüğündeki depremi hatırlatarak şunları söyledi: "Manisa'dan başlayıp denize kadar giden, büyük ovaların açıldığı bu kesim, Bozdağlar’ın yükselip önündeki alanın çöktüğü aktif bir fay kuşağıdır. Bu hat, Anadolu’nun güneyinin Batı Anadolu’dan ayrıldığı devasa bir yarıktır. 1969 yılında Alaşehir'de 40 kilometrelik bir fay kırılmış ve büyük bir yıkım yaşanmıştı. Pamukkale ve Denizli'ye doğru giden hat, o dönem Alaşehir ve Sarıgöl'de kırılan fayın güneye doğru atlayarak devam eden bir uzantısıdır."
Üşümezsoy, İncil'deki Vahiy bölümüne ve antik döneme ilginç bir atıfta bulundu: "Tarihte, İsa'dan sonra 17 yılında Sardes merkezli çok büyük bir deprem yaşandı. Bu deprem Manisa, Alaşehir ve Sarıgöl hatlarını yıktıktan sonra, milattan sonra 47 yılında da devamı olarak Pamukkale’yi vurdu. Bugün Pamukkale'de içine blokların düştüğü o meşhur antik havuz ve yıkılan Hierapolis Antik Kenti, bu fayın ne kadar yıkıcı olduğunun en net kanıtıdır."
Bölgedeki "Yedi Kutsal Kilise"nin (Apokalipsis Kiliseleri) özellikle sıcak suların ve fay hatlarının geçtiği yerlere inşa edildiğini ifade eden Üşümezsoy, bu yapıların katastrofik deprem bilinciyle kurulduğunu belirtti.
Dönemin dini metinlerinde ve vahiylerinde yer alan "Bir gün aniden gelir ve cezalandırırım" şeklindeki ifadelerin, aslında bölgedeki ani ve yıkıcı depremleri tarif ettiğini kaydetti.
Ayrıca son yaşanan sarsıntıların enerjiyi boşaltmak yerine stres artırdığını vurgulayan Üşümezsoy, "Buldan ile Pamukkale arasında kuzeye doğru dönen, Karahayıt köyünden devam eden fay üzerinde sürekli bir hareketlilik var.
Bu 5'lik depremler sırayı salmak ya da rahatlamak için değil, aksine büyük deprem için stres biriktiriyor.
Bölgede 6,2 ila 6,5 büyüklüğünde bir deprem potansiyeli bulunuyor ve tarihi binaları yıkan bu fayın yaratacağı sarsıntının hissedilirliği de oldukça yüksek olacaktır."