Resmi Gazete’de yayımlanan karar, "dava dilekçesinde yanlış terim kullandı" gerekçesiyle hakkını kaybeden binlerce kiracı için yeni bir umut kapısı araladı.
Kira artışları ve ödemeleriyle ilgili hukuki süreçlerde vatandaşlar zaman zaman teknik hatalar yapabiliyor. Ancak Yargıtay'ın son kararı, mahkemelerin davaları sadece dilekçedeki "başlığa" göre değil, "gerçek mağduriyete" göre değerlendirmesi gerektiğini bir kez daha tescilledi.
Polatlı 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülen bir davada, fazla kira ödediğini iddia eden bir kiracı, 9 bin 822 lirasını geri almak için mahkemeye başvurdu.
Kiracı, dilekçesinde bu talebini "istirdat davası" olarak adlandırdı.
Ancak yerel mahkeme, "istirdat davası açmak için cebri icra tehdidi altında ödeme yapılması gerekir" diyerek, kiracının bu şartı sağlamadığı gerekçesiyle davayı reddetti.
Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına temyiz başvurusu üzerine devreye giren Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu.
Yargıtay, şu kritik vurguyu yaptı: "Davanın adını taraf değil, hukuki durum belirler."
Yüksek mahkeme, kiracının "istirdat" ifadesini kullanmış olmasının mahkemeyi bağlamayacağını, hakimin görevinin olayın gerçek içeriğine odaklanmak olduğunu belirtti.
Yani mahkeme, davayı sadece ismine takılıp reddetmek yerine, gerçekten fazla ödeme yapılıp yapılmadığını incelemekle yükümlü.
Yargıtay kararında dikkat çeken bir diğer husus ise vekalet ücreti oldu. Davanın konusu yaklaşık 9 bin 800 lira iken, yerel mahkemenin 18 bin lira vekalet ücretine hükmetmesi de "hukuka aykırı" bulundu.
Yargıtay, reddedilen dava değerinden daha yüksek bir vekalet ücreti alınamayacağını hatırlatarak mahkemeyi uyardı.
19 Ağustos 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan bu karar, kira uyuşmazlığı yaşayan vatandaşlar için şu mesajı taşıyor: Dilekçenize yazdığınız hukuki terimler kadar, yaşadığınız gerçek mağduriyet ve elinizdeki deliller önemlidir.