Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik, meme kanserinin gelişiminde genetik değişiklikler, yaş, hormonal faktörler, yaşam biçimi ve çevresel etkenlerin rol oynayabildiğini ifade etti. Kanserin çoğu zaman tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadığını belirten Çelik, hastalığın yıllar içinde gelişebildiğini ve erken tanının tedavi başarısını artırdığını söyledi.

“Vücudumuzdaki değişiklikleri önemsemeliyiz”
Kanser riskini tamamen ortadan kaldırmanın her zaman mümkün olmadığını belirten Prof. Dr. Karakoyun Çelik, korunma ve erken tanı için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi, kişisel ve ailevi risklerin bilinmesi ve düzenli taramaların aksatılmaması gerektiğini vurguladı.
Bağışıklık sisteminin anormal hücrelerin kontrol altında tutulmasında önemli bir rol oynadığını kaydeden Çelik, yeterli uyku, düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti. Sigara kullanımından uzak durulması ve alkol tüketiminin sınırlandırılmasının da sağlıklı yaşam açısından önemli olduğunu belirtti.
Kanserin sağlıklı yaşam alışkanlıklarına sahip kişilerde de görülebileceğini hatırlatan Çelik, hastalığın kişinin kendisine yeterince iyi bakmadığı ya da bağışıklık sisteminin zayıf olduğu anlamına gelmediğini ifade etti.
Ailede kanser öyküsü bulunması riski artırabiliyor
Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu belirten Çelik, özellikle annesinde, kız kardeşinde, teyzesinde veya anneannesinde meme kanseri bulunan kadınların aile öykülerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Baba tarafından gelen aile öyküsünün de risk değerlendirmesinde önemli olduğunu vurguladı.
BRCA1 ve BRCA2 gibi genlerde bulunan bazı kalıtsal değişikliklerin meme kanseri riskini belirgin ölçüde artırabildiğini kaydeden Çelik, meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 5 ila 10'unun kalıtsal genetik yatkınlıkla ilişkili olduğunu belirtti.
Ailesinde birden fazla meme veya yumurtalık kanseri vakası bulunan ya da genç yaşta kanser tanısı alan yakınları olan kadınların genetik danışmanlık açısından değerlendirilmesinin önem taşıdığını ifade etti.

Ailesinde kanser olmayan kadınlar da risk altında
Ailede meme kanseri öyküsü bulunmamasının hastalığa karşı güvence oluşturmadığını vurgulayan Çelik, meme kanseri tanısı alan kadınların büyük çoğunluğunda belirgin bir aile öyküsü bulunmadığına dikkat çekti.
Bilinen risk faktörleri bulunmayan kadınlarda da meme kanserinin gelişebileceğini belirten Çelik, kadınların kendi meme sağlıklarının farkında olmaları ve vücutlarındaki değişiklikleri dikkate almaları gerektiğini söyledi.
“Erken tanı hayat kurtarır”
Meme kanserinin tedavisinde cerrahi, radyoterapi ve sistemik tedavi yöntemlerinin kullanılabildiğini belirten Prof. Dr. Karakoyun Çelik, hastalığın erken evrede tespit edilmesinin tedavi başarısını artırabildiğini, bazı durumlarda memenin korunmasına ve daha sınırlı tedavi seçeneklerinin uygulanmasına imkân sağlayabildiğini ifade etti.
Kadınların memelerinin normal görünümünü ve yapısını tanımalarının önemine işaret eden Çelik, yeni gelişen bir kitle, meme başından kanlı akıntı, meme başında içeri dönme veya açıklanamayan değişiklikler fark edilmesi durumunda vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini belirtti.
Yaşa ve kişisel risk durumuna uygun mamografi taramalarının henüz elle hissedilemeyecek kadar küçük tümörlerin tespit edilmesine yardımcı olabildiğini kaydeden Çelik, Türkiye'deki ulusal tarama programı kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi önerildiğini aktardı. Yüksek riskli kadınlarda ise taramaların daha erken yaşta başlayabileceğini ve farklı görüntüleme yöntemleriyle desteklenebileceğini ifade etti.
Çelik, meme kanserinde erken tanının tedavi süreci açısından büyük önem taşıdığını belirterek kadınlara düzenli taramalarını yaptırmaları ve meme sağlıklarını ihmal etmemeleri çağrısında bulundu.




