Elde edilen sektör verileri doğrultusunda, üzüm ihracatının 300 bin ton seviyelerinden 130 bin ton seviyesine gerilediği biliniyor. Dış pazardaki bu daralmanın arka planında; uluslararası piyasadaki fiyat standartları, artan üretim maliyetleri ve teknik destek sağlanan ülkelerin pazarda elde ettiği maliyet avantajları öne çıkıyor.
Gürcistan’dan Orta Doğu’ya ve Uzak Doğu ülkelerine kadar uzanan geniş bir coğrafyadaki bağ yatırımlarında, Türk mühendis ve teknikerlerinin imzası yer alıyor. Bağ çubuğu temininden dikime, budama tekniklerinden sulama ve işleme tesislerine kadar her aşamada bilgi birikimi transfer edilerek uluslararası alanda yeni üretim merkezleri oluşturuldu.
Söz konusu ülkelerin üretim rekoltesi şimdi neredeyse Türkiye ile eşit konuma geldi. Buna karşın, teknik altyapı desteği verilen bu ülkelerde girdi ve işçilik maliyetlerinin Türkiye’deki seviyenin 5’te 1’ine kadar düşmesi, küresel rekabette yerli üreticinin aleyhine bir fiyat baskısı yaratıyor. Malum nedenlerden dolayı global piyasada kuru üzümün kilogram fiyatının 3.4 dolar sevilerinden 1.8-2.00 dolar bandına düşmesinin sebepleri ortaya çıkyor.
Uluslararası pazarda ürünün değerinin belirli sınırlar içinde kalması, maliyet avantajına sahip ülkelerin öne çıkmasını da kolaylaştırıyor. Üretim teknolojisindeki başarının ihracat pazarlarına doğrudan yansıması ve yerli bağcılığın sürdürülebilirliği için küresel rekabet şartları ile iç piyasa maliyet dengesinin yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.





