İstanbul'da son dönemde yaşanan rekor düzeydeki yağışlar ve su baskınları, yurttaşlarda yaklaşan kış mevsimine dair beklentileri artırdı. Sonbaharda görülen aşırı yağışların kışın sert geçip geçmeyeceğine dair bir işaret verip vermediği merak konusu olurken, uzmanlar sonbahar yağışları ile kışın kar yağışı arasında doğrudan ve kesin bir bağlantı kurulamayacağına dikkat çekiyor. Şiddetli yağışlar tek başına kışın daha karlı geçeceğini göstermiyor.

Prof. Dr. Orhan Şen'in aktardığı Avrupa merkezli mevsimlik kar tahminlerine göre, 2026-2027 kışında Türkiye'nin batısında kar yağışının mevsim ortalamasının yüzde 10 ila 20 altında kalması öngörülüyor. Marmara Bölgesi için bu kış kar beklentisinin zayıfladığı ifade edilirken, Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'nun kuzeyindeki 2 bin ila 3 bin metre yükseklikteki bölgelerde kar yağışının daha yüksek olacağı tahmin ediliyor. Anadolu'nun diğer kesimlerinde ise kar örtüsü kalınlığının 10-15 santimetre daha düşük kalabileceği öngörülüyor.

İstanbul'da kar ihtimalini azaltan en önemli faktörlerden biri de kentte giderek belirginleşen "ısı adası etkisi" olarak öne çıkıyor. Yoğun yapılaşma, asfalt ve beton yüzeyler ile insan faaliyetlerinden kaynaklanan ısı, kent merkezinin çevreye göre daha sıcak kalmasına neden oluyor. Bu durum, sıcaklıkların sıfır derece civarında seyrettiği sistemlerde karın yerde kalmasını zorlaştırıyor.

Bununla birlikte, ısı adası etkisinin varlığı İstanbul'a hiç kar yağmayacağı anlamına gelmiyor. Yeterince soğuk hava dalgası ile uygun nem ve yağış koşullarının aynı anda oluşması durumunda kentte kar görülebiliyor.

Bakan Kurum'dan 26 il için kritik uyarı
Bakan Kurum'dan 26 il için kritik uyarı
İçeriği Görüntüle

Küresel ölçekte kuralı etkileyen bir diğer faktör olan güçlü El Nino koşullarının 2027'nin ilk aylarına kadar sürmesi bekleniyor. Pasifik'teki deniz suyu sıcaklıklarının artışına bağlı olarak gelişen bu iklim olayı atmosferik dolaşımı etkilese de, Türkiye ve Avrupa'daki kış koşullarını tek başına belirlemiyor.

Öte yandan, kışın kar yağışının azalması yalnızca günlük yaşamı değil, su kaynaklarını da doğrudan ilgilendiriyor. Prof. Dr. Orhan Şen, kar erimeleriyle beslenen baraj ve göllerde ilkbahar ve yaz döneminde su seviyelerinin azalma riski bulunduğuna dikkat çekerek, Marmara Bölgesi'nin de bu riskin yakından izlenmesi gereken alanlar arasında yer aldığını vurguladı.

Kaynak: Haber Merkezi