Havalar hızla ısınıyor, yaz kapıya dayandı. Ve ne yazık ki her yaz içimizi kavuran, ciğerlerimizi küle çeviren o büyük kabus "orman yangınları mevsimi" yeniden başladı.
İşte tam da bu kritik eşikte, Manisa Valiliği’nden çok radikal ve hayati bir son dakika açıklaması geldi: 1 Haziran itibarıyla Manisa genelindeki ormanlık alanlara girişler 31 Ekim e kadar tamamen yasaklandı.
Piknikçiler kızacak, "Hafta sonu bir nefes alacaktık" diyenler sitem edecek belki.
Ama eğri oturalım, doğru konuşalım: Geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz o devasa yeşil alanları, küle dönen ağaçları, can veren yaban hayatını düşündüğümüzde, bu yasak bir lüks değil, mutlak bir zorunluluktur. Eğer bir devlet, kendi vatandaşını kendi ormanından korumak için kapıya kilit vurmak zorunda kalıyorsa, hepimizin durup derin bir muhasebe yapması gerekir.
Valiliğin bu yasağı almakta ne kadar haklı olduğunun en somut, en çarpıcı cevabı ise şu günlerde Muğla’dan geliyor. Muğla Ekotim Marmaris Derneği üyeleri, Marmaris’in o dik yamaçlarında, kavurucu sıcağın altında adeta bir iğneyle kuyu kazıyorlar.
Bu gönüllü, güzel insanlar ne mi yapıyor? Bizlerin, yani ormana "hava almaya" giden vatandaşların fütursuzca arkasında bıraktığı çöpleri topluyorlar. Güneş ışığıyla birleştiğinde adeta birer bombaya, birer fünyeye dönüşen o cam şişeleri, plastikleri, tenekeleri tek tek sırtlarında taşıyorlar.
O zor şartlarda, elleri kanayarak, ter dökerek sırf yarın bir kıvılcım çıkmasın diye canla başla çalışan bu ekibin örnek davranışı takdire şayandır. Ama aynı zamanda hepimiz için bir utanç vesikasıdır. Düşünebiliyor musunuz; bir yanda ormana gidip içtiği şişeyi, yediği paketi fırlatıp atan, arkasına bile bakmayan bir sorumsuzluk var.
Diğer yanda ise o orman yanmasın diye hayatını tehlikeye atıp dağ tepe çöp toplayan bir avuç gönüllü... Ve en nihayetinde, bu vurdumduymazlığın önüne geçmek için yetkililer orman kapılarını kapatıyor. Unutmayalım ki, doğaya bıraktığımız her bir cam kırığı, her bir çöp, yarın evlatlarımızın geleceğini yakacak birer kibrit hükmündedir.
Orman yangınlarının çok büyük bir kısmının insan eliyle ve ihmalle çıktığı gerçeği ortadayken, suçu sadece rüzgara ya da sıcağa atamayız. Manisa Valiliği’nin 1 Haziran - 31 Ekim yasağına harfiyen uymak, ormanları sadece kolluk kuvvetlerinin korumasına bırakmamak hepimizin vatani görevidir.
Ve en önemlisi; Marmaris’teki o fedakar ekibin emeğine saygı duymak, ormanı kirletenlere karşı hep birlikte ses yükseltmektir. Gelin bu yaz bir milat olsun. Ormanlarımıza misafir gibi girmeyi, arkamızda ayak izimizden başka hiçbir şey bırakmamayı öğrenelim. Çünkü bu dünya, arkasını temizleyen o gönüllülerin omuzlarında yükseliyor; kirletip gidenlerin sorumsuzluğunda değil.