Tarımda her yıl tekrarlanan bir klasik tiyatro izliyoruz: Rekolte dönemi gelir, fiyatlar bekleneni karşılamaz ve hemen arkasından "Battık, bittik!" korosu sahneye çıkar. Bu yıl da senaryo değişmedi. Iskarta üzümün kilosu 10 liraya gerilemiş, TMO’nun alım yapıp yapmayacağı belirsiz, elinde geçen yıldan kaldığı söylenen 7 bin ton stok var. Çiftçi ise gözünü devlete ve TARİŞ’e dikmiş, "Devlet zarar da etse bu üzümü alacak!" diye diretiyor.
Kimse kusura bakmasın ama bu sürdürülebilir bir sistem değil. Artık bu ezberci popülizmi ve mağduriyet edebiyatını bir kenara bırakıp gerçeklerle yüzleşme vakti geldi.
Atalar Boşuna Dememiş: "Malına Güvenme, Pazarına Güven!"
Bugün dağlara, orman aralarına, hatta en kurak yamaçlara kadar kontrolsüzce bağ dikiliyor. Yeraltı suları son damlasına kadar çekiliyor, doğal denge tahrip ediliyor. Tüm bu bilinçsiz genişlemeye rağmen üretici "pazar" gerçeklerini hiç hesaba katmadan feryat ediyor.
İşin daha trajikomik tarafı ise piyasa "doydum" diye bas bas bağırırken, elindeki ürünü satamayan üreticinin her yıl mevcut bağını daha da genişletmesidir. Pazar garantisi olmayan, suyu tüketilmiş, toprağı yorulmuş araziye ısrarla yeni fidanlar dikip ardından "Devlet elimden tutsun" demek bile bile lades demektir. Bu, kârı bireysel cebe indirip risk ve zararı kamuya yıkma alışkanlığından başka bir şey değildir.
Atalarımız tam da bu vizyonsuzluğu özetlemek için söylemiş o lafı... Siz malınıza, rekoltenize güvenip dağa taşa dikim yapabilirsiniz ama satacak pazarınız yoksa o ürünün değeri sıfırdır. Unutulan bir gerçek var: Dünya değişti. Artık kutup bölgeleri hariç küresel ölçekte hemen her ülkede üzüm yetiştiriliyor. Dünya pazarındaki alıcılar çok daha uygun fiyatlara alternatif bulabiliyor. Pazar daralırken ve eldeki stoklar eritilemezken bir kooperatiften (TARİŞ) bütçesinin katbekat üzerinde alım yapmasını beklemek, devleti sürekli sübvanse eden bir zarar kapısı olarak görmek ne akla ne de serbest piyasa gerçeklerine uyar.
Çözüm Müdahalede: Kontrolsüz Dikim Durdurulmalı
Piyasa bağıra bağıra uyarıyor: "Fazla üretim var, alternatif ürüne geçin!" Ama uyarılara kulak asmayıp bile bile lades diyen üretici, günün sonunda faturayı kamunun sırtına yıkamaz.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bu gidişata acilen neşter vurması şarttır.
Kontrolsüz ve Ruhsatsız Dikim Yasaklanmalı ,sert yaptırımlar getirilmelidir.
Üreticiler paşa gönüllerine göre değil, toprak ve su haritasına göre alternatif, katma değerli ürünlere yönlendirilmelidir.
Devlet, pazar karşılığı olmayan fazla üretimi satın alarak zarara uğratılmamalı; yalnızca planlı üretimi desteklemelidir.
Piyasa gerçeklerini ve "pazar" kuralını görmezden gelip dağa taşa bağ dikmeye ve her yıl kapasite artırmaya devam edenler, günün sonunda ürünleri ellerinde kaldığında devlete bağırmayı bırakmalıdır. Bu mantıksız döngüye dur demenin zamanı geldi de geçiyor bile.