Son günlerde gazete manşetlerine ve haber bültenlerine bakarken içinizin cız ettiğini biliyorum. "Yediği meyveden zehirlendi", "Pazardan aldığı meyve hayatını kararttı"... İnsan bu haberleri okudukça tezgahtaki en masum elmaya, en kıpkırmızı çileğe bile şüpheyle bakar hale geliyor.
Haklı olarak hepimizin kafasında aynı soru var: Ne yiyeceğiz, çoluk çocuğumuza ne yedireceğiz? Gelin, kulaktan kulağa yayılan şehir efsanelerini bir kenara bırakalım; hem uzmanların uyarılarına hem de tarladaki acı gerçeklere kafa yoralım.
Pek çoğumuz pazardan aldığımız meyveyi şöyle bir musluğun altına tutup ovuşturmayı yeterli sanıyoruz. Amma velakin işin aslı hiç de öyle değil. Çünkü sorun sadece meyvenin üzerindeki toz, toprak ya da çamur değil. Asıl görünmez tehlike: Tarım ilaçları (yani pestisitler).
İşte burada zurnanın zırt dediği yer ve haberlerdeki o acı olayların gizli sebebi karşımıza çıkıyor: Hasat İlaçlama Süresi!
Nedir bu süre? Çiftçi tarladaki ürüne ilaç sıktığında, o ilacın meyvenin üstünden ayrışması, zararsız hale gelmesi için kanunen uyması gereken bir bekleme süresi vardır. İlacına göre 3 gündür, 15 gündür, bazen 21 gündür.
Eğer bir üretici "Aman pazarda fiyatlar yüksekken ürünü hemen toplayayım" der ve ilacı sıktıktan iki gün sonra meyveyi toplayıp tezgaha indirirse; işte o meyve artık sağlıklı bir gıda değil, adeta kimyasal bir zehir haline gelir. Ve ne yazık ki siz o meyveyi evde 10 kere de yıkasanız, üzerindeki zehri tamamen söküp atamazsınız!
Mutfağa geçtiğimizde yıllardır uyguladığımız bir gelenek var: "At sirkeli suya, mikrobu kırılsın!" Peki, bu konuda uzmanlar ne diyor? Sözü ve tarifi doğrudan konunun uzmanlarına bırakalım:
Uzmanlar, sirkeli suyun bakteri ve mikropları temizlemede başarılı olduğunu fakat tarım ilaçlarını çözmediğini vurguluyor. Hatta sirkenin asidik yapısı nedeniyle bazı kimyasalların meyveye daha çok tutunabileceği konusunda uyarıyorlar.
Bilim insanları ve gıda uzmanları, kimyasal ilaç kalıntılarını nötralize etmek için en etkili yöntemin karbonatlı su olduğunu belirtiyor.Uzmanlar meyvelerin öncelikle akar su altında iyice ovalanarak yıkanmasını, üzerindeki çamur ve kaba kirliliğin uzaklaştırılmasını öneriyor.
Ardından geniş bir kaba su doldurularak içine bir tatlı kaşığı karbonat ekleniyor ve meyveler bu suda on-on beş dakika bekletiliyor. Sudan çıkarıldıktan sonra bol akar suyla durulanan meyveler, özellikle bu riskli dönemlerde kabuğu soyularak sofraya getiriliyor.
Biz evde uzmanların tavsiyelerine uyup tedbirimizi alalım, meyvenin kabuğunu soyalım... Tamam da, bu iş sadece vatandaşın mutfaktaki çabasıyla çözülür mü? Elbette hayır. İşin en kritik kısmı tarlada, halde ve pazarda bitiyor.
Nitekim bu süreçte Tarım ve Orman Bakanlığı ekiplerinin sahada denetimlerini artırdığını, numuneler alarak gece gündüz denetim yürüttüğünü görüyoruz. Yetkililerin sahadaki bu kararlı duruşu ve mücadelesi son derece kıymetli. Dileriz ki bu denetimler aralıksız sürer, başarıyla sonuçlanır ve hem üretici tarafındaki kuralsızlığın önüne geçilir hem de vatandaşın içi rahat eder.
Vatandaş uzmanların rehberliğinde mutfağında tedbirini alsın; Bakanlık ekiplerimiz de sahadaki denetimleriyle kurallara uymayanlara göz açtırmasın. Kimse pazardan aldığı iki kilo meyveyle çoluk çocuğunun sağlığını, hayatını riske atmamalı. Sağlığımız, birkaç kuruş fazla kazanma hırsına kurban edilemez!