Eylül ayı hepimiz için önemlidir. Ama Manisalılar için bir başka önemlidir. Öncelikle Eylül üzümde hasat zamanı demektir. Ama en büyük önemi Eylül ayı Manisa ve ilçeleri için kurtuluş demektir.
Peki, bu kurtuluş günlerini nasıl geçirdik. Bu sefer eleştirim ne siyasilere ne de yöneticilere bu sefer eleştirim direkt olarak kendimde başta olmak üzere halkımıza. Kurtuluş günlerinde özellikle sabah ki törenler yüreğimi biraz acıtmadı değil.
Sadece kamu personellerin STK’ları Parti yönetimlerini gördüm fotoğraflarda. Bu arada bir parantez özellikle parti yönetimleri ve STK’lara onlarda olmasa sözüm ona ‘Kurtuluş Günü’ etkinlikleri bomboş başlayacaktı.
Bizi buraya getiren ne oldu sizce. Biz ezelden beri kendimizi Milliyetçi olarak tanımlamaz mıyız. Bunu bir parti desteği ya da ideoloji olarak söylemiyorum. Biz Milletimizi geçmişimizi severiz.
Peki, ama hangimiz bu günlerde gidip bir şehit kabrini ziyaret ettik. Hangimiz bu memleket için göğsünü siper etmiş atalarımızı andık. Cevap vereyim yine kendimi de dahil ediyorum... Hiçbirimiz.
Kurtuluş Günü etkinliklerini neredeyse hepimiz sadece akşamki konserleri bekleyerek geçirdim.
Kurtuluş Günü'nü konser gününe çevirdik. Burada bütün belediyeler bence üzerine düşeni yaptı. Kurtuluş Günlerine dikkat çekmek için çok çaba gösterdiler. Fakat biz yeterli duyarlılığını gösteremedik. Ben yine de bu karamsar yazının sonuna bir umut ışığı bırakayım. Umarım bu umursamazlık Manisa özelinde sezonun getirdiği zorluktan kaynaklanmıştır.
Umarım gelecek yıl Kurtuluş Günlerinde gerçekten coşkuyu hisseder ve yaşarız. Umarım şehitlerimizi ve gazilerimizi hatırlarız. Yine eski yıllardaki işyerleri ve evler Türk Bayrakları ile donatılır.
Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün çok önemli bir sözü ile yazımı noktalamak istiyorum;
“Tarihini bilmeyen milletler, yok olmaya mahkumdur.”