Teknoloji dünyası, hız üzerine kurulu devasa bir çark. Bu çark döndükçe sadece hayatımız kolaylaşmıyor; aynı zamanda arkamızda tarihin gördüğü en hızlı büyüyen çöp dağlarını bırakıyoruz. Biz buna modern dilde "e-atık" diyoruz, ama aslında bu, medeniyetimizin paslı mirasıdır.

Neden artık cihazlarımız on yıl değil de sadece iki yıl dayanıyor? Cevap basit ama acımasız: Planlı eskitme. Bir zamanlar bozulan radyolar tamir edilir, nesilden nesile aktarılırdı. Şimdilerde ise bir cihazın bataryası bittiğinde veya ekranı çatladığında, tamir masrafı yenisinden daha pahalıya geliyor. Üreticiler bizi tamir etmeye değil, "terfi etmeye" zorluyor. Yazılımlar ağırlaşıyor, donanımlar kasten erişilemez kılınıyor ve sonuçta o "akıllı" telefonlar, çekmecelerde bekleyen cansız birer hurdaya dönüşüyor.

Bu sadece bir yer kaplama meselesi değil. Çöpe attığımız her tablet, her şarj kablosu aslında doğaya bırakılmış bir saatli bomba. İçlerinde kurşun, cıva ve kadmiyum gibi ağır metaller barındıran bu teknolojik cesetler, toprağa ve suya karışıyor. Biz "temiz" bir gelecekten bahsederken; dünyanın öbür ucunda, gelişmiş ülkelerin gönderdiği e-atık yığınlarını yakarak içinden bakır çıkarmaya çalışan çocukların ciğerleri sönüyor.

Peki, bu devasa atık dağının altında ezilmekten başka çaremiz yok mu? Elbette var ve bazen çözüm, izlediğimiz bir televizyon reklamında karşımıza çıkıyor. Geçenlerde bir GSM operatörünün başlattığı kampanya dikkatimi çekti: Evde atıl duran, ekranı kırık, modası geçmiş o eski telefonları veya tabletleri getirene ek internet paketi (GB) veriliyor.

Aslında bu sadece bir pazarlama stratejisi değil, hayati bir "farkındalık" hamlesi. O çekmecede unuttuğumuz eski telefonun içindeki değerli madenlerin ekonomiye kazandırılması, doğaya karışacak bir zehrin engellenmesi demek. Sizin için artık "çöp" olan o cihaz, doğru geri dönüşümle bir başkasının cihazına parça, bir ormana ise can olabiliyor.

Belki de bir sonraki internet paketimizi para ödeyerek satın almak yerine, evdeki teknolojik mezarlığımızı temizleyerek kazanmalıyız. Teknoloji geliştikçe hurdalar çoğalıyor çünkü biz sadece "almayı" ve "açmayı" öğrendik; "bakmayı" ve "yaşatmayı" unuttuk. Ama unutmayın; cebimizdeki o akıllı telefonlar aslında birer maden yatağı; ancak bu madenler yerin altında değil, şehirlerin çeperindeki dev hurdalıklarda birikiyor.

Eğer hızımız, arkamızda bıraktığımız hurda yığınlarını temizlemeye yetmiyorsa, bu ilerleme ne kadar gerçek? Gelecek, sadece en hızlı olanın değil, en az iz bırakanın olacaktır.