Manisa geçtiğimiz günlerde önemli bir basın toplantısına ev sahipliği yaptı.
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’un aylık basın buluşmasında, Yunusemre ve Şehzadeler Belediye Başkanları ile Manisa’yı Mesir’i Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık yan yanaydı. Gündem, yaklaşan festival ve mesirin "aslıydı". Ufuk Tanık’ın altını kalın çizgilerle çizdiği "41 çeşit baharatın hepsi içinde var, spekülasyonlara inanmayın" çıkışı, aslında şehirde uzun süredir içten içe yanan bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Peki, nedir bu işin aslı?
Mesir macunu gerçekten 41 çeşit baharat mı, yoksa modern üretimde bu sayı sadece kağıt üzerinde mi kalıyor?
Mesir macunu, basit bir tatlı ya da atıştırmalık değildir. Merkez Efendi’nin Hafsa Sultan için hazırladığı o karışım, aslında dönemin zirve noktası olan bir farmakolojik formüldür. Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi şifa bulduğunda, bu "şifalı macun" halka saçılmaya başlanmış ve bir geleneğe dönüşmüştür.
Geleneksel reçetede yer alan zencefil, havlıcan, karanfil, tarçın, karabiber, anason, çörek otu, hardal tohumu, safran ve daha niceleri... Toplamda 41 ayrı bitki ve baharatın belirli oranlarda bir araya gelmesi gerekir. Bu oranlar sadece lezzeti değil, macunun o meşhur "ısıtıcı" ve "şifa verici" etkisini belirler.
Ufuk Tanık her ne kadar "inanmayın" dese de, kamuoyunda oluşan o "acaba?" sorusu bir gecede ortaya çıkmadı. Sosyal medyada yayılan spekülasyonlar, aslında bir güven boşluğundan besleniyor. Vatandaş, yediği macunun içindeki o 41 çeşit baharatın gerçekliğini sadece sözle değil, somut bir denetimle duymak istiyor. Endüstriyel üretimin hızı ve maliyet kaygıları, "Eski tadı yok" eleştirilerini de beraberinde getiriyor.
Başkanların yan yana durması bir "birlik" mesajıdır, ancak bu kafa karışıklığını gidermek için yetmeyebilir. Kamuoyu artık daha fazlasını bekliyor. Mesela; bağımsız laboratuvar analizlerinin şeffafça paylaşılması, üretim bandının dijitalleşerek "izlenebilirlik" kazanması veya baharatların tedarik sürecine dair bir "kalite belgesi" sunulması... Eğer dernek ve belediyeler, "İçinde her şey var" beyanını bilimsel bir raporla ya da halka açık bir denetim mekanizmasıyla desteklerse, o "güvensizlik duvarı" anında yıkılır. Manisalı, eline aldığı o macunun içinde safranından meyan köküne kadar her şeyin tam olduğundan emin olmak istiyor.
Manisa için Mesir, sadece bir festival değil; şehrin ruhu, kimliği ve markasıdır. Ufuk Tanık ve belediye başkanlarının bu ortak duruşu kıymetlidir; fakat bu duruş, halkın beklediği "şeffaflık çalışması" ile taçlandırılmalıdır.
Unutmayalım ki; Mesir, 40 baharatla eksik, 42 baharatla fazla olur. O, tam 41 kere maşallahlık bir şifa kaynağıdır ve bu mirasın korunması sadece bir derneğin değil, tüm şehrin hakkıdır.
Bu arada Ufuk Tanık konusu mesir festivali olan basın toplantısında biz basın mensuplarına mesir macunu ikram etse çok hoş olurdu..