Siyaset, sadece seçim takvimi netleştiğinde tozlu raflardan indirilen bir saha oyunu mudur? Yoksa vatandaşın her sabah geçtiği o çatlak köprüde, her gece dertlendiği o karanlık sokakta yanında durabilme iradesi mi?
Geçtiğimiz günlerde Sarıgöl’de üç muhtarımızın feryadı aslında Manisa yerel siyasetinin röntgenini çekti. Yıllardır çözüm bekleyen, her an bir faciaya davetiye çıkaran eski bir köprü için muhtarlarımız seslerini duyurmaya çalışıyor.
İktidara sesleniyorlar, belediyeye sesleniyorlar; ama asıl soru şu: Muhalefet nerede?
Siyaset "Dostlar Alışverişte Görsün" Değildir
Manisa’da birçok muhalefet temsilcisini izliyoruz. Birkaç istisna ismi tenzih edersek, genel manzara şu: Düğünlerde en ön safta, açılışlarda kurdele başında, mahalle ziyaretlerinde "çay içtik, dert dinledik" paylaşımlarında... Peki, o içilen çayların ardından ne geliyor?
Vatandaş haklı olarak soruyor: "İktidarın yapmadığını eleştirmek kolay, peki sen benim sesimi duyurmak için ne yaptın?"
Muhalefet partisi temsilcisi olmak, sadece tabela asıp seçimden üç ay önce ayakkabı eskitmek değildir. Muhalefetin asıl görevi, iktidarın bıraktığı boşluğu doldurmak, çözümün ortağı ve takipçisi olmaktır. Sarıgöl’deki o köprüde muhtarlar basın açıklaması yaparken, o karede muhalefet temsilcilerinin de omuz omuza durması, konuyu meclis gündemine taşıması, kamuoyu baskısını canlı tutması gerekmez miydi?
Protokol Mü, Problem Mi?
Siyasetçilerimiz ne yazık ki "protokol siyaseti" ile "hizmet siyaseti" arasındaki çizgiyi karıştırmış durumda. Düğün, sünnet, açılış gezerek halkla iç içe olunduğu zannediliyor. Oysa vatandaşın zor zamanında, can güvenliğini tehdit eden bir köprünün başında, bir çevre felaketinin kıyısında veya haksızlığa uğradığı bir kapı önünde sizi göremiyorsa; o mahalle ziyaretlerinin adı siyaset değil, sadece "nezaket ziyareti" olur.
Vatandaşın Beklentisi Net
Manisalı artık sadece şikayet eden veya protokolde boy gösteren siyasetçi istemiyor.
Vatandaşın dertlerine basın önünde çatır çatır sahip çıkan,
Verilen sözlerin takipçisi olan,
Makam odalarından çıkıp sahanın gerçek, tozlu ve bazen tehlikeli sorunlarına gövdesini koyan bir anlayış bekliyor.
Siyaseti seçimden seçime hatırlanan bir görev olarak görenler bilmelidir ki; halk, zor gününde yanında durmayanı sandık günü çok çabuk unutur. Manisa’nın sorunları "yolunda gidiyormuş gibi" davranarak çözülmüyor.
Beyler, tabelaları indirin demiyoruz ama o tabelaların arkasındaki sorumluluğu hatırlayın. Vatandaş o köprüde bekliyor; peki siz gerçekten neredesiniz?