10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü geride bıraktık. Bizim için bu tarih, her türlü zorluğa rağmen hakikatin peşinde koşanların, sahadaki emekçilerin yılda bir kez de olsa "görülme" günüdür.
Ancak bu yılki 10 Ocak, Manisa’da kimin samimi, kimin ise sadece "işi düşünce dost" olduğunu gösteren bir turnusol kağıdı oldu. Düşünün; her gün bir haberi çıksın diye telefonumuzu aşındıranlar, her basın açıklamasında kareye girmek için yarışan siyasi parti temsilcileri, milletvekilleri, oda ve STK başkanları bu kez sessizliğe gömüldü.
Bir kısa mesajı, bir kuru tebriği bile çok gördüler. Şimdi sormak lazım: Her gün muhtaç olduğunuz, şehrin nabzını tutan, sesinizi halka ulaştıran gazeteciyi bu en özel gününde hatırlamamak nasıl bir siyasi zekadır? Bu nasıl bir iletişim stratejisidir?
Bugün yanındaki gazetecinin elini sıkmayı unutanlar, yarın seçim meydanlarında halka nasıl "sizi unutmayacağız" diyecek? Gazeteciyi önemsemeyen bir zihniyetin, yarın vatandaşı gerçekten önemseyeceğine kim inanır?
Neyse ki bu vurdumduymazlık tablosunda umut veren isimler de vardı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa ilçe belediye başkanları ve CBÜ Rektörlüğü, nezaketi ve vefayı elden bırakmayarak yanımızda oldular.
Demek ki yoğun mesai, kutlama mesajı göndermeye engel değilmiş. Demek ki asıl mesele, o koltuğa oturunca geldiğin yolu ve o yoldaki yoldaşlarını unutmamakmış. Siyaset bir gönül alma sanatıdır ama Manisa’da bazıları bu sanattan sınıfta kaldı.
Şunu unutmasınlar; gazetecinin kalemi kadar hafızası da güçlüdür. Bugün bizi bir SMS mesafesinde bile hatırlamayanların, yarın kapımızı çaldıklarında yüzlerindeki o yapay tebessümün karşılığı ne olacak, hep beraber göreceğiz.
Bizler her şartta yazmaya, anlatmaya ve bu şehrin hafızası olmaya devam edeceğiz. Kimin samimiyetle yanımızda olduğunu, kimin ise sadece işi düşünce kapımızı çaldığını asla unutmadan..