Birçok mesleği tanımlamak için kullanılan bir kelimedir kahramanlık kelimesi. Bu kelimenin en yakıştığı mesleklerden birisi şüphesiz ki itfaiyecilik mesleğidir.
25 Eylül ile 1 Ekim tarihleri arasında ülkemizde Yangından Korunma ve İtfaiyecilik Haftası kutlanıyor. Takvimlerde bir hafta olarak yer alsa da aslında bu günler, hepimize çok önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Yangınları söndürmek kadar, yangın çıkmadan önce gerekli tedbirleri almak da büyük önem taşıyor.
İtfaiyecilik, yalnızca alevlerin üzerine su sıkmak ya da yangına müdahale etmekten ibaret değil. Gerektiğinde bir binanın içine, bir ormanın ortasına, bir aracın enkazına girerek insanların hayatını kurtarmak; bunu yaparken kendi hayatını tehlikeye atmak, büyük bir özveri ve cesaret gerektiriyor.
Bir yangın ihbarı geldiğinde bizler çoğu zaman sadece siren sesini duyuyoruz. O sirenin ardında ise saniyelerle yarışan ekipler, yarım kalan bir çay, aceleyle giyilen bir kıyafet ve kurtarılması beklenen hayatlar var. İtfaiyeciler için görev saati yok. Gece, gündüz, hafta sonu ya da bayram fark etmeksizin ihtiyaç olduğunda onlar olay yerinde oluyor.
Özellikle yaz aylarında orman yangınlarının arttığı ülkemizde, yangından korunma konusunda hepimize büyük sorumluluk düşüyor. Küçük bir dikkatsizliğin, söndürülmesi günler süren büyük bir felakete dönüşebildiğini artık çok daha iyi biliyoruz.
Anız yakmamak, ormanlık alanlarda ateş yakmamak, elektrik tesisatlarının bakımını yaptırmak ve yangın söndürücüleri doğru şekilde kullanmayı öğrenmek gibi basit görünen önlemler, büyük felaketlerin önüne geçebilir. Unutmamak gerekir ki yangın çıktıktan sonra müdahale etmek kadar, yangının çıkmasını önlemek de bir görevdir.
Bu hafta vesilesiyle can güvenliğimizi korumak için büyük bir fedakarlıkla görev yapan tüm itfaiyecilerimize teşekkür edelim. Onların cesaretini yalnızca alkışlarla değil, yangınlara karşı alacağımız tedbirlerle de destekleyelim.
Çünkü itfaiyecinin işi yangını söndürmek olabilir; ancak yangını önlemek hepimizin sorumluluğudur.