Su, bir yaşam hakkı. Ancak yanlış kullanım ve denetimsizlik geleceğimizi tehdit ediyor. Belediyelerin kararlı politikaları olmadan su krizinin önüne geçmek mümkün görünmüyor.
İklim değişikliği, kuraklık ve hızla tükenen su kaynakları artık sadece küresel bir çevre sorunu değil; yerel bir kriz hâline geldi. Yeryüzündeki suyun yalnızca %0.1’i içilebilir tatlı su kaynaklarından oluşuyor. Türkiye’de kişi başı günlük su israfı 93 litreyi bulabiliyor. Bu tablo karşısında belediyelerin su yönetiminde daha aktif, daha kararlı ve daha yenilikçi olması gerekiyor. Kaçak su kullanımını önlemek için tüm ev ve iş yerleri tek tek kontrol edilmeli.
Dünya, tarihindeki en büyük su krizlerinden biriyle karşı karşıya. Düzensiz yağış rejimleri, iklim değişikliği ve artan nüfus, su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen gün artırıyor. Bu küresel krizin etkileri, şehirlerimizde de derinden hissediliyor. Suyun her damlasının hayati önem taşıdığı bu dönemde, ne yazık ki en büyük israf alanlarından biri de kentsel su yönetimi. Bu tablo, yerel yönetimlere, yani belediyelere büyük bir sorumluluk yüklüyor. Su israfına dur demek sadece çevresel bir görev değil, aynı zamanda gelecek nesillere yaşanabilir kentler bırakma sorumluluğudur.
Evlerde, iş yerlerinde ve tarımda bilinçsiz kullanım, su kaynaklarını hızla tüketiyor. Bazen öyle manzaralarla karşılaşıyoruz ki özellikle bazı kafeler ve kahvehaneler hemen hemen her saat başı dükkân önü sulamakla meşguller. Belediyelerde zabıtaların veya ekiplerin devriye gezmesi elzem. Vatandaş ise ihbar konusunda zayıf ve isteksiz davranıyor. Halbuki durum çok vahim, susuzluk kapıda. Su israfı konusunda tanıdıkmış, komşuymuş fark etmez; disiplinli olmak gerekiyor.
Su bir yaşam hakkıdır. Bu hakkı korumak öncelikle yerel yönetimlerin görevidir. Belediyelerin su israfına karşı alacağı her önlem sadece bugünü kurtarmakla kalmayacak, aynı zamanda gelecek nesillere daha yaşanabilir ve sürdürülebilir kentler bırakacaktır. Su israfına dur demek, daha bilinçli ve sorumlu bir toplum olmanın ilk adımıdır. Bu adımı atmak artık bir tercih değil, zorunluluktur. Su israfı sadece bireysel alışkanlıklarla değil; yerel yönetimlerin kararlı politikalarıyla önlenebilir. Belediyeler, altyapıdan eğitime, teşvikten denetime kadar geniş bir yelpazede harekete geçmeli. Çünkü her damla su, geleceğimizin teminatıdır. Bugün dur demezsek yarın susuz kalabiliriz.