Geçen gece geç saatlere kadar çalışırken hava almak için balkona çıktım. Mahalledeki derin sessizliğe eşlik eden, buram buram kokan taze ekmek kokusunu tarif edemem. Herkes gece uyurken, "Herkes için uyanık olmak yetmez." dercesine çalışan fırıncılar var bu dünyada.

Bir an düşündüm; gece bizler için çeşit çeşit ekmek, simit, poğaça ve unlu mamuller üreten fırıncıların hâl ve hatırını kim soruyor? Düşünsenize, bu insanlar için bu rutin bir olay. Ve bence fırıncılık, sadece bir meslek değil; insanlık tarihinin en eski ve en kutsal uğraşlarından biri.

Fırıncılık, binlerce yıl öncesine dayanan bir zanaattır. Antik uygarlıklarda bile ekmek, kutsal bir gıda olarak kabul edilirdi. Anadolu’da taş fırınlar, mahalle kültürünün vazgeçilmez bir parçasıydı.

Ekmeğin hikâyesi, insanlığın yerleşik hayata geçişiyle başlar. Avcı-toplayıcı topluluklar, buğdayı keşfedip onu öğütmeyi ve pişirmeyi öğrendiklerinde sadece yeni bir yiyecek bulmakla kalmadılar, aynı zamanda medeniyetin kapılarını araladılar. Anadolu'nun manevi mimarlarından Somuncu Baba, bu kutsal mesleğin en önemli sembollerinden biridir.

Ulu bir zat olmasına rağmen, ekmeğini bizzat pişirerek çarşıda dağıtan ve kim olduğu bilinmesin diye "Somunları olan adam" anlamına gelen bu isimle anılan Somuncu Baba, fırıncılığın sadece bir ticaret değil, aynı zamanda bir ibadet, bir hayır ve bir hizmet olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. O, ekmeği sadece bir gıda olarak değil, aynı zamanda bir bereket, bir şifa ve manevi bir bağ olarak görmüştür. Onun hikâyesi, fırıncılığın ne kadar köklü ve kutsal bir geçmişe sahip olduğunun en güçlü kanıtıdır.

Fırıncılık, bu büyük dönüşümün en önemli aktörlerinden biri oldu ve o günden bugüne, insanlık tarihinin en önemli zanaatlarından biri olarak varlığını sürdürdü. Farklı kültürlerde ekmeğe gösterilen saygı ve ekmekle ilgili ritüeller de bu derin manevi bağın bir göstergesidir. Birçok kültürde ekmeğe basmak ayıp sayılırken misafire ekmek ikram etmek ise bir onur göstergesi olarak kabul edilir.

Günümüzde fırıncılar, artan maliyetler, rekabet ve teknolojik dönüşüm karşısında ayakta kalmaya çalışıyor. Un fiyatları, enerji giderleri, kira baskısı… Tüm bu zorluklara rağmen fırıncılar üretmeye devam ediyor. Çünkü bu meslek, sadece kazanç için değil bir inançla, bir bağlılıkla yapılır. Fırıncıya saygı, emeğe saygıdır ve bu saygı, toplumun vicdanını besler.