Avustralya’nın aldığı karar dünya gündemine oturdu: 16 yaşından küçükler sosyal medyaya giremeyecek. Ardından Norveç, Malezya, Güney Kore, Danimarka, Fransa ve İngiltere gibi birçok ülke benzer uygulamaları hayata geçirdi. Gerekçe net: Çocukları sosyal medyanın zararlarından korumak. Peki, Türkiye’de de böyle bir yasak uygulanmalı mı?
Konuyu detaylıca araştırdım. Bazı ülkelerde bu yasak başlayalı epey olmuş; en sert uygulama Fransa’da gerçekleştiğini öğrendim. Fransa’nın bu cesur adımı başarılı bulunuyor. Avrupa Birliği’ne ders verir nitelikteki bu uygulama, diğer ülkelere örnek model olma yolunda ilerlemeye devam ediyor.
Ülkemizde ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada 16 yaş altına sosyal medyanın kısıtlanmasını önerdiklerini, bu konuda titizlikle çalıştıklarını söyledi. Bakan Göktaş, "Ülkemize özgü bir model üzerinde çalışıyoruz," diyerek 16 yaş altı sosyal medya kısıtlaması modelinin yakında uygulanacağının güçlü sinyallerini vermiş oldu.
Türkiye’de gençler sosyal medyayı sadece eğlence için değil, sosyalleşme, haber alma ve kendini ifade etme aracı olarak kullanıyor. Ancak bu kullanımın bedeli ağır olabiliyor. Siber zorbalık, yanlış bilgiye maruz kalma, mahremiyet ihlali ve bağımlılık… Bunlar artık sıradan sorunlar hâline geldi.
Bazı uzmanlar, "Yasak, çoğu zaman sorunu çözmez; sadece gizli kullanım alışkanlıklarını artırır. Çocuklar sahte hesaplarla sosyal medyaya girmeye devam eder, denetim daha da zorlaşır," derken, bazı uzmanlar ise aksine bir adım atılması, bir sistem denenmesi gerektiğini, bu konuda çok geç kalındığı görüşündeler.
Sosyal medyada konuyu tartışan ebeveynler ise özetle kararı destekliyor. Türkiye’nin ihtiyacının dijital okuryazarlık olduğunu söylüyorlar. Burada ben de çocuklara sosyal medyanın risklerini öğretmenin, aileleri bilinçlendirmenin ve platformları daha sıkı denetlemenin gerektiğini düşünenlerdenim. Ailelere, çocuklarının cihazları üzerinde yasal olarak daha güçlü kontrol yetkileri sağlanmalıdır.
İlkokuldan başlayarak sosyal medya okuryazarlığı, siber zorbalıkla başa çıkma ve gizlilik ayarlarını kullanma derslerinin zorunlu hâle gelmesi gerekir. Türkiye, mevcut yasal düzenlemeler aracılığıyla platformlara, uygunsuz içeriği kaldırmama veya çocuk güvenliğini ihlal etme durumlarında çok daha ağır ve caydırıcı cezalar kesebilir. Avustralya ve diğer ülkelerin yasağı bize bir uyarı niteliğindedir.
Çocukları sosyal medyanın zararlarından korumak şarttır. Türkiye’de hem küçüklere hem de ebeveynlere Medya Okuryazarlığı dersleri ile birlikte sosyal medyayı doğru kullanma eğitiminin verilmesi gerektiğini düşünüyorum.